11 Temmuz 2016 Pazartesi

Biriktirdiklerim-3


Blogta verdiğim uzun bir kafa tatilinden sonra tekrardan buradayım. Geçen süre zarfında neler oldu neler.

Öncelikle harika bir konseri geride bıraktım. Cazın kraliçesi Hindi Zahra'yı. Şarkılarını dinleyen biri olarak Zorlu'da 'Jazz in Ramadan' konsepti ile ramazan süresince sahne alan cazcılardan olan Zahra, beklediğimin çok üstünde sesi ve sahne performansıyla kendisine hayran bıraktı. Henüz kendisini keşfetmediyseniz, mutlaka dinlemenizi öneririm. Bazı parçalarını dinlerken Amy Winehouse'u dinlemiş gibi oldum. Duygulandım ne yalan söyleyeyim.

Ardından beni epey saran bir kaç kitap okudum. Bunlardan ilki sonunda okumaya fırsat bulabildiğim Milenyum serisinin dördüncüsü David Lagercrantz'dan 'Örümcek Ağındaki Kız' idi. Kitap diğer serilerin devamı niteliğinde. Ancak bu kez farklı bir yazarın kaleminden. Bu kitapta da bolca Lisbeth Salander'ın yaşadıkları, peşini bırakmayan geçmişi ve tüm olayları altüst eden hackerlik kahramanlıklarını ve serinin vazgeçilmez gazetecisi Mikeal Blomkvist'in maceralarını okuyorsunuz. Bu kitap içeriğinin yanı sıra yazılma hikayesi bakımından da oldukça ilginç. Zira Milenyum üçlemesi olarak çıkan ve ilk üç kitabın (Ejderha Dövmeli Kız, Ateşle Oynayan Kız, Arı Kovanına Çomak Sokan Kız) yazarı olan Stieg Larsson, dördüncü kitabını yazmaya başladığı 2011 senesinde kalp krizi geçirmesi ile hayatını kaybediyor ve roman yarım kalıyor. Daha sonra Davis Lagercrantz dördüncü kitabın yazarlığını üstleniyor. Başta olay örgüsüne ön yargılı yaklaşsam da Lagercrantz görevini hakkıyla yerine getirmiş. Diğer serilerinde olduğu gibi üç günde kitabı bitirerek, büyük bir hayranlıkla kitabı kapattım. Umarım serinin devamı gelir.


Diğer okuduğum kitap ise kişisel gelişim tadında ama daha çok kişisel iletişim denebilecek olan Psikolog Kevin Hogan'ın 'Etkili İletişimin Önündeki 8 Engel'. Kitabı oldukça uygun fiyata ve market rafından alınca, çok medet ummadan ama gene de şans tanıyarak kitaba başladım. Kitaptaki örneklemeler ve iletişim tavsiyeleri oldukça faydalı buldum. Gerçek hayatımda uygulamaya karar verdim. Diğer yandan diplomalı iletişimci olarak günlük hayatta kişisel iletişimde ne denli başarılı olduğumun sorusunu da ayrıca irdelemiş bulundum

Kısaca bu iletişim ipuçlarını sıralamam gerekirse; ilk izlenim ilk beş saniyede gerçekleştiğinden duruş, cümle giriş kısmında dikkatli olmak, sürekli karşınızdakinin lafını bölerek içine kendinize dair bir şeyler sıkıştırmamak (karşınızdakinin konuşurken hevesinin kırılmaması ve bencil algılanmamak açısından oldukça önemli), iki kulağınızı kullanmak yani konuşulanın iki katı kadar dinlemek, cümleye fakat, ama, aslında gibi direk itiraz cümleleriyle başlamamak (karşınızdakinin kavgacı bir kişilik algısı yaratıyormuş), bir konuyu ya da kişiyi eleştirirken olumlu yönleriyle sunarak sadece olumsuz eleştirilerle kafa yarmamak, iş görüşmeleri benzeri olumlu etki yaratmanı gereken ortamlarda kişilerin sağ tarafında kalacak şekilde oturarak ya da sunum yaparken daha çok sağda durarak daha olumlu bir etki yaratmak (oldukça ilginç ama bilimsel olarak doğruluğu kanıtlanmış!) ve son olarak göz teması ve gülümsemek çok önemli. Bir çoğunu bilmeme rağmen kitabı okudukça dinleme konusunda sıkıntılı olduğumu fark ettim. Sabırsızlık her konuda olduğu gibi burada da ruhuma işlemiş.

Herkesin çatır çatır kınalar yakıp, evlendiği bu dönemde bekar kalabilenlere ise harika bir film önerim olacak. (Evlenip, eleğimi asınca atıp tutması da pek de bir güzel oluyor ama.) Bekarlığın eğlenceli yönlerini işleyen Amerikan yapımı bir komedi filmi 'How to be Single'.  Bizimkiler Bekar Yaşam Kılavuzu olarak çevirmişler Türkçe'ye. Erkek arkadaşından kötü bir biçimde ayrılmış Alice'in bu sendromu atlatmak için yakın arkadaşları Robin, Lucy ve Meg tarafından avutulması ile filmin hikayesi başlıyor. Ardından gelsin bekarlık sultanlıktırdan başlayıp, sabahlar olmasınla devam eden maceralar. Hani bir çerezlik film kategorisi var ya. İşte aynen öyle.

Ve sona en eğlenceli kısmı bıraktım. Bayramdan önce geçtiğim iki haftayı geçirdiğim IAB Türkiye'nin düzenlediği Algida +UniChallenge Dijital Kampı'nda geçirdim. Türkiye'den İletişim ve diğer fakültelerden mezun ya da halen eğitimi devam eden dijitale meraklı 50 kişi ile bir araya gelerek bilgilendirici ve unutulmaz tam on gün geçirdik. Etkinliğin Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü'nde gerçekleşmesi ile de Bebek'in eşsiz manzarası ve kampüsün bizi çarçabuk içine çeken doğası, hayatımızda tecrübe edindiğimiz unutulmaz mekanlar arasında yerini aldı bile.

Eğitim boyunca gerek dijital sektördeki başarılı kişilerden gerekse dijitalde rüşdünü ispatlamış akademisyenlerden dersler aldık. Tribal Worldwide Ömür Kula'dan reklam sektöründe reklamverenlerin diline pelesenk olan 'viral reklam yapalım' kavramının inceliklerini öğrenirken, Leo Burnett İsmail Seval'dan başarılı bir dijital kampanya nasıl yaratılırı dinledik. Netcom Medya'dan Zeynep Taptık sayesinde mobilde bolca maruz kaldığımız oyun içi reklamların mantığını kavrarken, Google'dan Serhat Atayeter'den Google Adwords'ün işlerliği konusunda bilgiler aldık. Eğitim boyunca kendine has sunumu ve ezberbozan bakış açısıyla kendime idol seçebileceğim kişiler arasına giren Havas Worldwide'dan Erol Batıislam oldu. Twitter adresinden kendisini takip etmenizi şiddetle öneririm.

Diğer yanda 4129 Grey Başkanı Alemşah Öztürk'ü dinleme şansını nihayet bu etkinlikte elde ettim.  Dijital ajanslardaki sancılı üretim sürecini eğlenceli bir sunum eşliğinde kendisinden dinledik.

Bi Taksi & Getir uygulamalarının kurucusu Nazım Salur ile girişimciliğinin yaşının olmadığının canlı örneğini bizzat yaşadık. (50 yaşından sonra uygulamalarına hayat vermiş.) Ayrıca kampın sponsoru olan Unilever- Evre Peştereli ve Özge Sönmezsöz'den Algida'nın hem geleneksel hem de dijital medyada gerçekleştirdiği başarılı kampanyalarını izleme imkanı bulduk. Tüm bu konuşmacıların yanında Pegasus ve Yemek Sepeti'nin dijitaldeki hikayeleri, teknoloji gurmelerinden YouTuber Timmur Akkurt ve diğer yazamadığım tüm konuşmacılar sayesinde dijitale bakış açımız oldukça genişledi. Tam programın listesine şuradan ulaşabilirsiniz.

Uzun saatler boyunca dinlenen eğitimlerin ardından geriye kendi dijital kampanyamızı hayata geçirmek kalmıştı. Her birimize farklı dijital ajanslardan mentorlar atanarak verilen brief doğrultusunda kendimize has dijital hikayemiz hazırlanmamız istendi. Bizim mentorumuz ise Kollektif Ajans Kurucusu ve Başkanı Hüseyin Camcı oldu. Konu oldukça çetrefilliydi. Kışın dondurma yedirecektik! Beşer kişiden oluşan toplam on gruba ayrılarak bir hafta boyunca çalıştık. Projeden bağımsız ayrıca elimize 20 tl verilerek '20 tl ile nasıl zengin olunur'a kafa patlattık. Kimi kampüste karpuz sattı, kimi kitap ayracı tasarladı, kimi polaroid ile fotoğraf çekti. Biz de para ile hastanedeki doğum ünitelerinden para karşılığında göbek bağı alıp Boğaziçi'ne gömme işine girme fikriyle geldik. Gerçi uygulayamadık orası ayrı.

Sunum günü geldiğinde tüm gruplar oldukça heyecanlıydı. Çünkü deneyimli mentorlar, IAB Türkiye ve Algida'dan oluşan jüri üyeleri oldukça fazla ter döktürdüler. Ben ve grup arkadaşlarım ise #buyukdondurmahareketi adını verdiğimiz projemizle, Mynet sponsorluğunda Nan Şişhane'de gerçekleşen proje After Party'ide on ekip arasından birinci olduğumuzu öğrendik. Oldukça kısa sürede ortaya başarılı seçilen bir proje çıkararak, üzerine bir de ödüllendirilmek 7 numaralı (adını taşıyan diziden ilham aldığımız doğrudur) grup olarak oldukça gururumuzu okşadı. Ayrıca on gün boyunca farklı şehirlerden gelen kişilerle kaynaşarak, hayatımızın geri kalanında mutlaka görüşeceğimiz harika dostluklar da kazandık.

Kamp boyunca bize arkadaş gibi yaklaşan ve kahrımızı bolca çeken IAB'den İlhan'a (Demir), IAB ailesine, tüm konuşmacılara ve kampa ev sahipliği yapan Boğaziçi İİBF'ye ne kadar teşekkür etsek az. Ve bizi eğitim boyunca bedava dondurmalar ile besleyen Algida, birincilik ödülü olarak bize gidiş geliş uçak bileti ile ödüllendiren Pegasus ve diğer tüm sponsorlar ise kocaman bir teşekkürü hak ediyor. Etkinliğe dair diğer tüm fotoğraflara ise Instagram ve Twitter hesaplarımdan ulaşabilirsiniz.

Şayet siz de dijitale meraklıysanız seneye tekrar düzenlenecek UniChallenge etkinliğini şimdiden takviminize ekleyin. Olmaz demeyin şansınızı deneyin kısaca. Neyse yazıyı fazla uzattım. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Hoşçakalın.








2 kişi ahkam kesmiş:

martamag dedi ki...

Ton journal est super!J'aime bien.

Serdar Sözkesen dedi ki...

Merhabalar. Sitenizi takibe alıyorum. Emek verilmiş her işe büyük saygım var. Selamlar...