21 Temmuz 2016 Perşembe

O Hal'de Kaldığım Yerden Devam


Bir önceki yazımda hiç aklıma gelmeyen günleri yaşadık ülke olarak. Öyle ki yedi senedir sesimi duyurabildiğim bloğumun bile sesi kısılabilirdi ya da komple kapatılabilirdi az kalsın olabilecek darbeyle. Neyse ki büyük bir felaketin eşiğinden döndük ve üstesinden geldik ülkecek, kaybettiğimiz şehitlerle bedeli ağır da olsa. Bu işin parti veya bir siyasetçiyi destekleme ya da yerme ile ilgili değil, milli birlik ve beraberlik meselesi olduğuna inanlardanım. O yüzden aklıselim her insan gibi darbeyi kınıyor, ölen şehitlere Allah'tan rahmet diliyorum.

Dün itibariyle de OHAL'deyiz artık. Bu dönemde OHAL ile ilgili bolca asparagas haber dolaşacak ortada. Durumu lehine çevirmek isteyen fırsatçılar mutlaka olacak. Mesela bu sabah kulağıma gelen kendini polis olarak tanıtıp evlere arama bahanesiyle girerek, hırsızlık yapan sahtekar kişiler. İlk günden bu durumdan faydalananlar çıkıyorsa, önümüzdeki günlerde hangi olaylarla karşılaşacağız ya da duyacağız kim bilir. Bu süreçte bence en önce yapmamız gereken şey anayasa hukukunda geçen OHAL durumlarında geçerli mevzuatı iyice okuyarak hatta mobil telefonlarımıza indirerek içeriğini bilmemiz, uyanık olmamız gerekiyor. Anayasada çekirdek hak olarak geçen dokunulamaz nitelikteki haklarımızı bilerek, bu durumdan kendince yararlanmaya çalışan kişilere de fırsat vermememiz gerekli.

Beni takip edenler bilirler, bugüne dek yazılarımda hiç siyasi içeriğe yer vermedim. Zira herkes hakim olduğu veya icra ettiği konu ile ilgili bir şeyler karalamalı düşüncesindeyim. Diğer yanda beni takip edenler günün stresi ve üzüntülerinden uzaklaşma ve deşarj olmak için yazılarımı okuyorlar, bunu da farkındayım. O yüzden hafif ve hayatın karmaşasından uzak konulara yer veriyorum. Öte yanda ben de kendimi iyi hissetmek ve okuyanlarımı mutlu etmek adına buradayım.

Neyse şimdi gelelim yazının eğlenceli kısmına. Ve kısa sürede neler biriktiğine.

Geçen yazımda unuttuğum harika bir mekanla başlayacağım. İlki Balat Hobbit House. Eşimle Balat'ta keşif turuna çıktığımız bir hafta sonu Forsquare önerileri sayesinde bulduğumuz bir mekandı. Üç katlı cumbalı bir cafe diğer yanda yardımhane. Cafe dediğime bakmayın kafe sahipleri size öyle bir muamele ediyor ki kendinizi anne ya da teyze evinde hissediyorsunuz. Hatta günün sonunda çayı ocaktan alıp bizzat kendi bardağınıza servis yaparak ve masanızda ücretsiz çekirdek ile de akraba ya da anne evinde olma duygunuz daha da pekişiyor. Ayrıca kahvaltılarının da çok iyi olduğunu duyduk. Hobbit House'u farklı kılan tek şey servis anlayışı değil. Hobbit House aslında bir 'At-Kurtul' evi. Ne demek at kurtul? Evinizden atmak istediğiniz ya da vermek istediğiniz kısaca size fazlalık gelen her şeyi bu eve vererek ihtiyaç sahipleriyle buluşturuyorsunuz. Diğer yanda kafedeki tüm masa, sandalye ve dekorasyon bir At-Kurtul fikri eseri. Adeta bir müze gibi. Adına masumiyet müzesi mi dersiniz, bit pazarının eski bir konakta vücut bulmuş halimi artık orası size kalmış. Hobbit House'a ait fotolara ise buradan ulaşabilirsiniz. Evden kurtulmaya çalıştıklarınıza veda etmek, hoş sohbetle kendini iyi hissetmek ve tüm bunları yaparken de başkalarına yardımda bulunarak vicdanen rahat ve mutlu olmak için size Hobbit House'u öneriyorum. (Ayrıca su da tamamen ücretsiz!)

Başkalarını mutlu etmek demişken bahsetmek istediğim başka bir proje daha var. Adı 'Belki de Sensin'. Eşimin arkadaşının hayata geçirdiği proje kanser hastalarına kök hücresi bağışlamasına yönelik. Diğer yanda projeyi hayata geçiren Aykut arkadaşımızın eşi de lenf kanseri hastası ve şuan kendisine uygun ilik aranıyor. Projeyi hayata geçirdikten çok sonra başlarına gelen bu talihsiz olay adeta onlar için birer sınav olmuş durumda. Şuan için uygun ilik halen bulunamadı ve Aykut'un eşi gibi aslında daha yüzlercesi sırada ve uygun iliği bekliyor. Diğer yanda ülkemizde ne yazık ki ilik nakli oldukça düşük. İnsanlarda birçok sebepten dolayı ilik nakline karşı büyük ön yargılar var. Bu ön yargılar ilik nakli bekleyenlerin kendilerini daha çaresiz hissetmelerine sebep oluyor ne yazık ki. Biraz da benciliz sanırım bu konuda. Başımıza ya da bir yakınımızın başına gelmeden empati kurup, harekete geçebilme olanağımız oldukça düşük. O nedenle ben de blogta bunu duyurarak ön yargıları kırma ya da harekete geçirme gibi bir misyon edindim. Projenin ismi gibi bugün sağlıklıyız lakin yarın iliğe ihtiyaç duyacak Belki de Sensin! Ya da şuan son çaresi ilik nakli  olan kişiye yapacağın ilik bağışıyla onu hayata döndürecek kişi Belki de Sensin!  Denemeden, bilemezsin. Proje bugüne dek birçok sanatçı ve haber, tv programları tarafından desteklenmiş. Umarım duyarlılık seviyemiz biraz daha yükselir ve kan bağışına verdiğimiz öneminin en azından yarısını kök hücresi nakline verebiliriz.


Son bahsetmek istediğim mekan ise geçtiğimiz günlerde Influanza ekibinin düzenlediği Influanza Meet Up etkinliğinin gerçekleştiği Beşiktaş'taki mekan olan Ayıbedenler Coffe & Radio idi. (Radyo denmesinin sebebi ise her Pazartesi 21:00-23:00 arası siteleri üzerinden radyo yayını yapmaları, bence bir şans verin!) Mekan işletmecilerinden Emrah bize kahvenin tarihinden ve Alman icadı Chemex'le iyi bir kahve nasıl hazırlanır uygulamalı olarak gösterdi. Müzisyenlik mesleğinin verdiği hareketlilik ve sempatik kişiliği ile bize çok eğlenceli geçen bir sunum yaptı. Ben de hiç durur muyum, Instagram'da hemen kayda aldım. Videolara buradan ve şuradan ulaşabilirsiniz. Videodan sıkılırım diyenlere ise bir kaç ipucu; 1- Kahveden oran 1/15 oranında olmalı. (1 gram kahveye, 15 gram su), kahveyi kaynar su ile yapmayın (92-97 derece arası makbul). Diğer yanda siz de 3. nesil kahve dükkanları olarak atfedilen butik kahvecileri tercih ediyorsanız, içtiğiniz kahve çekirdeğinin belgesini mutlaka görün. (Nerden geldiği, türü vs.) Starbucks, Cafe Nero gibi büyük kahve zincirlerinin de sadece bir günde yaptığı dev üretimi düşünerek kahve çekirdeklerinden çok da üstün bir performans beklemeyin.

Diğer bir paylaşmak istediğim şey ise Nike'ın hem IOS hem de Android için geliştirilen mobil uygulama Nike+ Training. Özel videolu anlatımları ve kalori hesaplaması ile henüz bir haftadır kullanmama rağmen oldukça memnun kaldığım bir uygulama. Alt tarafı video YouTube'dan da izler, uygularım diye küçümsesem de uygulamayı indirip, spora başlayınca aslında beklentimin çok üstünde olduğunu gördüm. Tamamen bana bağlı şekillenen ve yer verdiğim tercihlerle tamamen bana özel (tercihlerim; haftada 3 gün, ham vücut, kadın) bir program çıkaran uygulama ön yargılarım rafa kaldırdı. Diğer yanda egzersizlerdeki hareket çeşitliliğiyle de sıkmıyor. Sürekli aynı hareketlerle insanı darlamıyor.

Diğer uygulama daha doğrusu oyun ise dünyayı çalkalayan Pokemon Go. Ben de çeşitli yollardan, 'neymiş ya bu kadar' düşüncesiyle indirsem de bu sıcak yaz gününde sokaklarda gezip, Pokemon avlama konusunda kendimi nedense yaşlı gördüm. Pokemon tasolarıyla büyüyen nesildik ancak Pokemon avına fazla yetişkin kaldık sanırım.

Ve favori dizim geçen ay sahalara döndü. Hangisi mi? Tabii ki 'Orange is the New Black' 4. sezonu ile devam eden dizi diğer sezonlar gibi oldukça hareketi. Şuan için daha yarılamamış olsam da Netflix'te bir an tüm bölümle yayınlanınca bitiririm düşüncesi ile yavaş yavaş izliyorum. Konusunu bilmeyenlere kadın kapalı ceza evinde yaşayanların hayatlarına yer veriliyor. Tabii ki türk işi 'Parmaklıklar Ardında' arabesk bir işleyişi yok. Amerikan dizilerinin uçarı ve orijinal senaryolarından biri diyebilirim. Birbirinden farklı milletten ve suçlardan dolayı bir araya gelmiş kadınların normal üstü hikayeleri. Diğer yanda bolca östrojen hormonu barındırdığından tam bir kadın dizisi demek yanlış olmaz.

Ve yazımı bir romanla kapatayım. Dün bitirdiğim, Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam'ı. Bana göre klasik bir ıssız adam hikayesi. Evlilik, bağlılık ve sorumluluktan korkan ama aşka da aşık bir adamın dört mevsime sığdırdığı hikayesi. Diğer yanda duygularını günlüğüne veya arkadaşlarına mektuplarla açmış bu adama aşık kadınların hikayesi.

Yazıma şimdilik son verirken sonraki yazıma daha iyi bir ruh haliyle yazmayı umut ediyorum. Elbette sizlerin de aynı hisler ile okumanızı. O güne dek kendinize iyi bakın.





1 kişi ahkam kesmiş:

Lerzan Kara dedi ki...

güzel tavsiyeleriniz için teşekkürler