11 Haziran 2011 Cumartesi

İncir Reçeli

'Bana birşeyi sevme hakkın vermediler, ben de incir reçelini sevdim.'

'Sana dokunmak, tüm kelimeleri yakmak gibi...
Sana dokunmak tüm insanları affetmek gibi...'

'İncir reçeli' filmini izlediğimde beklentilerimden çok farklı bir film ile karşılaştım. Konu olarak beğensem de işleyiş olarak abartılı bulduğumu söylemeden edemiycem. Mantığın sınırlarını zorlamışlar pek de olmamış gibi. Etkilendiğim sahnesi ise duraktaki öpüşme sahnesiydi. Bir de filmin hakkını veren yukarıdaki iki replik.





10 Haziran 2011 Cuma

Sınavlar Değil, Sıcaklardır Beni Benden Alan


Final haftası tatilindeyim 1 haftadır. Hamam sıcaklarında gerçekten o kadar güzel ders çalışılıyor ki, okulu her sene olduğu gibi bu senede bizi bu durumdan mahrum etmediği için takdir ediyorum. Önümüzdeki hafta 4 sınav ve 3 tane de sunum var kapılar gibi. Sınavları beynimin aldığınca, projeleri de takatim yettiğince yapmaya çalışıyorum. Okul bitince de kendi avutma amaçlı bir kaç günlüğüne dahi olsa tatil planlarım var. Yukarıdaki resimle bugünlerde bana kuvvet veren hayalin temsili resmidir. Benimle aynı kaderi paylaşan tüm herkese sabır diliyorum.



3 Haziran 2011 Cuma

Önce Staj, Sonra Yaz


Daha önce staj yeri bulamadım diye blogta dert yanmıştım bir kaç kez. Hatta öyle ki stresim kat ve kat artmıştı gün geçtikçe. Sonuç olarak bu haftaiçi nihayet kesinleşti. Temmuz ayının başında başlıyor stajım. Geçen sene reklam ajansında yapmıştım bu sene ise gazeteyi deniycem. Ne istediğimi anlamak açısından farklı bir deneyim olacak benim için. Bu kez Posta gazetesinin reklam departmanında görev alıcam. Umarım benim için iyi bir deneyim olur.

Bunun yanında, bugün itibariyle 3. sınıf derslerim de bitti. Nasıl geçicek, nasıl baş edicem derken nihayet tamamına erdirdim ve kara gözüktü. Geriye projelerim ve sınavlarım kaldı. Onları da verdim mi mutlu sona vardım demektir. Haftanın yorgunluğuyla bu yazıya son veriyorum, herkese stressiz sınav günleri ve sıçtım mavisiz geceler diliyorum.




25 Mayıs 2011 Çarşamba

Umutsuz Ev Hanımları


Haftasonu tam bir curcunaydı benim için. Kuzenimin yanında Eski Foça'ya gittim değişiklik olsun diye ve umutsuz ev hanımlarından nasihatlar dinledim 2 gün boyunca. Nasihatlar klasikti. Önce 'aman öğrenciliğinin kıymetini bil' ve 'aman işini gücünü eline almadan sakın evlenme' ardından 'aman evlenince sakın hemen çocuk yapma, geç doğur'. Bu nasihatları bana eden en başta benden 8 yaş büyük, ev hanımı olan kuzenim ve aynı yaşlarda olan komşusu. Akabinde 'şimdiki aklım olsaydı' ile başlayan cümleler. İkisininde 4 yaşında kız çocukları var. Hele bir de kuzenimin kızı var ki tam bir cadı! Sürekli kapris, ağlanmalar, sızlanmalar. Erkek çocukları daha yaramaz diyenler halt etmişler. Anamdan emdiğim sütü benim bile burnumdan getirdi iki günde. Ki normalde çocuklarla iyi anlaşırım ancak ufaklığının annesi dışında herhangi bir dişi varlığa tahamülü yok. 'Benim ödevim var, okuhyom ben' diyerek ikinci günü evime döndüm. Ve bir kez daha anladım ki çocuk, çocuk herkesin harcı değil, zor hem de çok zor kardeş...