Amerikan yapımı film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Amerikan yapımı film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Aralık 2015 Perşembe

Star Wars- Güç Uyanıyor


Başlığı okuyunca gene mi Star Wars dediğinizi duyar gibiyim. Malum Star Wars serisinin yedinci filmi Güç Uyanıyor daha vizyona girmesine aylar kala Star Wars çılgınlığı dört bir yana dağılmış durumdaydı. Öyle ki Star Wars karakterleri hemen hemen bütün markalarca pazarlama stratejisinde başarılı bir şekilde uygulandı. Her yerde Darth Vader, Yoda Usta, R2 başta olmak üzere birçok Star Wars kahramanlarının baskılarının bulunduğu ürünleri içimizi bayıltacak derecede her yerde gördük. Bizki yerli çizgi film karakteri Pepe'yi bile iç çamaşırına bastıracak kadar fenomen yapmış bir milletiz. Amerika'nın yarattığı Star Wars çılgınlığına da elbette karşı koyamazdık. Hoş koymaya da niyetimiz yoktu zaten. Zincirin son halkası da çok başarılı bulduğum viral çalışması olarak dahi değerlendirebileceğim Bim markasının lisanslı Star Wars ürünleri satması oldu. Bu ürünlerin arasında kupa, not defteri, tşört, kırlent gibi ürünler vardı. Ben bile o kadar fenomen olmamama rağmen kendime Star Wars kupası almadan edemedim. Diğer ürünleri bilmem ama bardak oldukça kaliteli geldi. Bu son atağıyla da BİM, A101'den epeyce bir adım öne geçti.

Gelelim asıl konum olan filme. En başa gitmem gerekirse Star Wars serisinin hiç bir filmini düne kadar izlememiştim. Ama hep içimde bu kadar bilinen filmi ve karakterlerinden bir haber olmamın ezikliğini de yaşamıyor değildim. Filmin vizyona girmesine bir ay kala eşim tarafından hızlandırılmış Star Wars eğitimine tabii tutuldum. Velhasıl bir ay içinde diğer altı filmi olay örgüsü sırasına göre izledim. Zira kronolojik sıralamada izleseydim epey de bir kafam karışacaktı. Serinin kronolojik anlamdaki ilk filmlerini günümüz şartlarında çok çekici bulmayıp izlerken uyuya kaldığımı itiraf etmem lazım. Ama son yıllarda çekilenler oldukça başarılıydı. (Özellikle de Natalie Portman'ın yer aldığı üçlü.) Göz kırpmadan izledim diyebilirim. Ve nihayet artık son film için hazırdım. 3D teknolojisiyle vizyona giren serinin son filmi görsel anlamda tam bir görsel şölendi. Filmin önceki serilerindeki oyuncuların yaşlılık hallerini bu filmde görmek ise nostaljik bir hava yarattı. Günümüzde sinema anlamında Amerika'nın sahip olduğu teknolojiyi düşündüğümde filmin oldukça iyi olacağını zaten tahmin ediyordum. Umduğum gibi de oldu. Serinin bu filminde yer alan iki karakter Rey ve Finn'in performansları ise oldukça başarılı ve etkileyici idi. Aşksız yapamanayanlara da küçük bir ipucu diğer filmlerde olduğu gibi bunda da aşk hikayesi gizli.

Özetle Star Wars- Güç Uyanıyor benim için uzun zamandır izlediğim en iyi filmlerden biri olmaya fazlasıyla aday. Henüz gitmeyenlere ise şiddetle tavsiye edilir.



27 Aralık 2014 Cumartesi

Gerçek Hayata Ait Bir Senaryo: Changeling


İzmir'de yaşayanlar bu günlerde yağmurun şehri nasıl esir ettiğini bilirler. Hoş mevsim kış olunca sadece İzmir değil, birçok şehir yağmur altında... Ben de vaktimi yağmurda yapılabilecek en güzel şeylerden biri olan film izlemeye ayırıyorum bu ara. Mumun loş ışığında dizlerimi polar bataniyemi alıp, üzerine kahve yaptım mı bir de değmeyin keyfime. Dün gene böyle günlerimden biriyken türkçeye çevirisi 'Sahtekar' orjinal adı ise 'Changeling' olan 2008 yapımı bir dönem filmi izledim. Başrollerde Angelina Jolie oynuyordu. Filmin beni çeken kısmı ise gerçek hayatta bire bir yaşanan bir hikayeyi içermesiydi. Film adını 'küçük yaşta değiştirilen çocuklar' anlamına gelen 'changeling' kelimesinden alıyor. Film 1928 senesinde gündeme damga vuran bir olayın vizyona uyarlanmış hali. Filmin baş kahramanı Jolie'nin canlandırdığı Christine Collins dokuz yaşında Walter adındaki oğluyla yaşayan, eşinden ayrılmış bir kadın. Christine dönemin en gözde mesleklerinden biri olan telefon santralinde çalışıyor. İşi dolayısı ile bazen oğlunu evden yalnız bırakan Christine, bir gün işten eve geldiğinde oğlunu evde bulamıyor. Ardından Collins'in oğlunu bulma savaşı başlıyor. Yaklaşık beş ay sonra kendisine ait olmayan bir çocuk kendi oğluymuş gibi Christine'e getiriliyor. Ancak Christine oğlunun kendisine verilen çocuk olmadığından adı gibi emin. Bunu ispatlamaya çalıştıkça 'sorumluluklarından kaçmaya çalışan anne' sıfatıyla suçlanarak, birçok duruma maruz kalıyor. Tüm bu olaylar yaşanırken  Gordon Steward Norhcott adında homoseksüel bir seri katil ortaya çıkıyor. Adamın tüm zevki sokaktaki çocukları toplayarak onları kümeslerde vahşi bir şekilde öldürmek. Filmin finaline doğru ise olaylar arasındaki bağlantılar kurulurken, film sürpriz bir finalle sona eriyor. Yabancı filmlerde çok fazla gözyaşı dökmesem de bu film bir kadın olarak taşıdığım analık içgüdüsünden midir nedir beni oldukça etkiledi. Filmin türüne ise polisiye, dram hatta psikolojik film dahi denebilir. Mahkeme ve idam sahnesi, polisler, medya, tımarhane,  seri cinayetler gibi ilgi çekici birçok unsur bu filmde buluşmuş. İster istemez içine çekiyor insanı. Filmin ardından keşke beyaz perdede izleseymişim pişmanlığını yaşadım.

Filmin başrolüne ise Angelina Jolie cuk oturmuş. Zaten filmin yapımcısı da hem günümüze uyacak kadar modern hem de 1920'li dönemleri yansıtacak kadar eskiye ait bir yüze sahip olduğu için Jolie'yi başrole uygun bulmuş. Ayrıca Changeling 2008 senesinde Cannes film festivalinde de gösterilmiş.

Gerçek hayattan uyarlama filmlerin ardından huyumdur, filmin gerçek hikayesini araştırırım. Changelling filminde de gerçek hikayeye ait kişilerin profilleri ile oyuncuların birebir benzerliği filmin diğer etkileyici bir boyutu olmuş. Uzun lafın kısası dram ve polisiye severlerin bu filmi heyecan verici bulacağına inanıyorum. Şimdiden iyi seyirler.