reklamcılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
reklamcılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Eylül 2012 Cumartesi
Reklamcılık Okumak İsteyenlere Öneriler Part 3
Hayatımın son sekiz yılı fikirlerini önemsenen ve yeri gelince tavsiyesine başvurulan biri oldum. Arkadaşlık, aşk, eğitim ve kariyer konuları vs. Neden son sekiz sene derseniz, ben ne zaman lisede belli bir puanla kazanılan bir liseye dahil oldum. İşte o zaman bu kızda kapasite varmış ya ben bunun fikirlerini önemseyeyim gibi bir durum oluştu. Hiç çaba harcamama rağmen karambole Anadolu Lisesi'ne girmemle ailem ve arkadaşlarımın arasında fikirleri daha da önemsenir biri olmam aynı tarihlere denk gelir.
Daha sonra özel üniversiteyi gene karambol burslu kazanmam ve tercih ettiğim fakülteye birincilik ile girmem ailemin bir kez daha benim fikirlerimi önemsemesi ve okulun sağ salim bitirebileceğimin garantisini baştan onlara vermem fikirlerimin daha da desteklenmesi açısından önem taşır.
Gene üniversitede de arkadaşlarım tarafından fikrine başvurulan biri olmak da ayrıca hoşuma giden bir durum oldu. Genelde mantığımla hareket etmem de bana bu süreçte yardımcı oldu elbette. Yeri geldi yaşımın verdiği duygusal hareketlerle saçmalamadığım anlar olmadı da değil tabii.
Bütün bunları neden anlattın derseniz. Son günlerde o kadar çok mail ulaştı ki elime, oturup yazı yazmassam gerçekten çok ayıp olacaktı. Üniversite tercih döneminde lise mezunları ve ailelerden özellikle. En çok sorulan soru ise Reklamcılık öğrencisi olmak ve mezun olduktan sonra iş olanakları hakkındaydı. Kimi de Açıköğretim hakkında sorular sordu bana. Kimi ise üniversite burslu okumanın nasıl bir şey olduğu...
Öncelikli olarak Reklamcılık okuma serüvenim hakkında kısa bir bilgi vermem de yarar var. Reklamcılık bölümü ve Reklamcı mesleği lise ikinci sınıftan beri sayıkladığım bir bölümdü. Ancak o zamanlar içeriği tamamen sözel olan Reklamcılık bölümüne matematik çözerek öğrenci alınması önümde büyük bir bariyer oluşturuyordu. Çünkü ben matematik derslerini sevmeyen ve sınavlarda zar zor sınırdan geçen bir öğrenci olmuştum her zaman. Neyse ki ortak alan denilen olayı sınava son iki ay kala keşfetmiştim ve son iki ay sadece edebiyat, coğrafya ve tarihe abanmıştım. Son iki ayda böyle bir risk almak belki saçmaydı ama hedefime ulaşmak için başka çıkar yolum da yoktu.
Ailem de başta 'öğretmenlik' oku rahat edersin klasik cümlesiyle mevzuya yaklaştı tabii. Bende gönülleri olsun diye tercih listemde Reklamcılık bölümünün olduğu üniversitelerin ardından arkalara yazmıştım istedikleri bölümü isteksizce.
Sonuç açıklandığında ise artık Reklamcılık öğrencisiydim. Ancak Reklamcılık bölümü Türkiye'de birçok üniversitede bulunan bir bölüm. Yanısıra iki senelik ve açıköğretim bölümleri de mevcut. Burslu dahi olsan diğer binlerce mezundan farklı olmam gerekliliğinin bilinciyle başladım okumaya.
Yalvara yakara hatta yüzsüzlüğe dahi vurarak ve de tatillerimin büyük kısımlarından ödün vererek üniversite dönemim boyunca 4 farklı yerde de staj yaptım. Bunlar bana ne mi kattı? Okuldan mezun olduğumdan iş mülakatlarında kendime daha da güvenir oldum ve sayabilebileceğim birçok staj tecrübesi de yanıma kar kaldı. Stajyerlik dönemimde tanıdığım iletişim sektöründe hala diyaloğumu sürdürdüğüm birçok insan da diğer büyük artılarımdan oldular.
Şu an ise ileride kendi ajansım olması hayaliyle dışarıdan eğitimime devam ediyorum. Fazladan dil öğrenmek, tasarım konusunda kendimi geliştirmek ve gene reklamcılık alanında eğitimime devam etmek diğer amaçlarımdan. Demem o ki Reklamcılık bölümünü ileride gerçekten Reklamcılık mesleğini yapmak için okumak istiyorsan, diğerlerinden farklı olmak bir lüks değil zorunluluk senin için. O yüzden kendini sürekli geliştirmek ve geldiğin her noktada kendini yetersiz bulmak zorundasın.
Son olarak.. Yeni mezun olduktan sonra İstanbul'da bulunan çok büyük ajanslarda ücretsiz, sigortasız uzun aylarca ve hiçbir iş garantisi verilmeden çalışacağını da bilmen gerek. Her şey Mad Men dizisinde olduğu gibi toz pembe değil ne yazık ki bu sektörde. Blogger acı söyler.
Meraklılarına sevgilerle.
Reklamcılık Okumak İsteyenlere Öneriler Part 2
Reklamcılık Okumak İsteyenlere Öneriler Part 1
made in Ayşa (Ayşe Nur) saat 20:13 3 kişi ahkam kesmiş
neymiş: banadair, reklam, reklamcılık, reklamcılık okumak
28 Kasım 2011 Pazartesi
Reklamcılık Okumak İsteyenlere Öneriler Part 1

Bu yazımda reklamcı olmaya özenen ya da reklamcılık bölümü çekici gelip de acaba tercih etsem de fikirleriyle dolup taşan blogger arkadaşlara tavsiyelerim olacak. Ne demişler, dost acı söyler.
Acısıyla tatlısıyla...
İletişim fakültesinde reklam gibi ortada kalan bir bölümde okumak ayrı bir tantana en çokta projeler. Ama ortaya bir çalışma çıkarmaktan çok grup içinde uzlaşmayı sağlamak daha zor. İşin içine not, tüm hocaların değerlendirmesi hele de gerçek hayattan müşteriler de girince daha bir zorlaşıyor her şey. Ak koyun, kara koyun çıkıyor ortaya. Her halde bir insanı bir evlilikte (yani aynı evin içinde) bir de projede aynı grupta yer alırken tanıyabiliyorsun. Sorumluluk sahibi mi, dürüst mü ve birçok huyu çıkıyor ortaya. Sinir hastası olmadan o grup çalışmasını sona erdirebiliyorsan ne mutlu sana. Aksi halde katil olmaman ya da delirmemen an meselesi.
Aynı zamanda bir değil birçok şeyi de bilmek zorundasın. Ben anlamam ya da ilgi alanım değil gibi bir lüksün olamaz. Tasarımcı değilsindir, basın ilanı başta olmak üzere bir sürü görsel isterler. Sinema televizyoncu değilsindir ama senden reklam filmi isterler. Kamera kullanmayı bilmek zorundasındır, senaryo yazmak ve de yönetmek. Kurgusunu bile sen yaparsın şayet nazının geçtiği anlayan birileri yoksa. Hadi reklam filmi çekmedin diyelim, storyboard çizmeni isterler bu kez. Benim gibi cetvelle bile düz çizgiyi zor çizen bir insan için tam bir işkencedir storyboard çizmek. İki saat uğraşır eciş bücüş bir şeyler karalarsın. Sonuç olarak çizdiklerinden de hiç kimse hiçbir şey anlamaz.
Reklamcılık bölümünün sadece olumsuz yönleri yok elbette. Projeler sayesinde her konu hakkında bilgi sahibi olursun. Gerçek hayatta bu bilgiler ne kadar işine yarar tartışılır tabi. Spor ayakkabılarının tabanındaki elastik tabanı, mısır gevreğindeki kalori miktarını, A4 kağıdının ebatını çoğu kişi bilmezken sen bilirsin. Kısacası kısa zamanda çok iş yapacak kadar kabiliyetli, her insanı olduğu gibi kabullenecek derecede çelikten bir sinire sahip olman gerekir. Daha neler mi gerekir? O da bir sonraki yazımda ;)

made in Ayşa (Ayşe Nur) saat 22:49 30 kişi ahkam kesmiş
neymiş: banadair, reklamcılık
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
