spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Nisan 2013 Perşembe
Shapes ile Pilatesi Keşfediyorum
Bir önceki yazımda Shapes Kıbrıs Şehitleri Şubesi'nde yaşadığım piloxing deneyiminden bahsetmiştim. Blog yazısı ve fotoğraf paylaşımlarından sonra 'zaten zayıfsın ne gerek vardı ki spora gitmene'den başlayarak , 'ihtiyacın yok ki spora' kadar varan yorumlar aldım. Bu yorumların çoğunun azıcık etine dolgun eş dosttan aldığımı söylememe gerek yok sanırım. Maalesef ki Türkiye'de yaşıyorsanız spora gitmeniz için ancak yumurtanın kapıya dayanması gerekiyor. Kimse ciddi selülit, çatlak, fazlalık problemleriyle karşılaşmadan spor merkezinin kapısından girmiyor. Halbuki o aşamaya kadar önlem alınsa sonradan hayıflanmaya hiç gerek kalmayacak. Ve en önemlisi de sağlıklı yaşam için kendi bedenimize bakmamız şart. Çevremizdekiler için değil, kendimizle barışık olmak ve kendimize saygı duymak için. Aksi halde biz kendimize saygı duyamazken, başkası nasıl duysun ki!
Neyse konu fazla uzatmadan bu kez dün denediğim Pilates deneyiminden bahsedeceğim sizlere. Piloxing'ten arda kalan vücudumun et kesmiş (nasıl bir tabirse!') haliyle bu kez Pilates sporunu denemek için Shapes Kıbrıs Şehitleri şubesine yollandım. Daha önceki seansa nazaran daha rahat edeyim diye bu kez eşofman altı yerine tayt giydim. Daha rahat geçen bir seans oldu benim için. Isınma hareketi ile başlayan seans ayakta yapılan hareketlerle sürdü. Ardından pilates topu ve minder hareketleri ile devam etti. Pilates topu daha önce evime de almıştım zaten ancak top bile beni heveslendirmeye yetmemişti. (eski yazım burda!) İki gün yapmış sonra bırakmıştım. Top hala şişik vaziyette odamda yuvarlanıp durmakta. O nedenle spor salonunda yaptığım pilates epey bir kontrollü oldu benim için. Kaytarma şansım yoktu. Hareketlerde yer yer acemilik çeksem de pilates hocası epey bir yardımcı oldu. Her pozisyonu tane tane açıkladı, hareketleri gösterdi. Seans esnasında ise bu kez şu kareler takıldı objektiflerime. Fotoğraftaki siyah tişörtlü olanın ben olduğunu söyleyeyim, siz de pilates yapmadaki azmimi görün ve çabamı anlayın. :)
Sonuç olarak geçtiğimiz son üç gün spor anlamında ciddi yol katettim. Shapes Turkey ve Shapes Kıbrıs Şehitleri'nin de büyük payı var tabii bu ilerlemede. Tüm bunlar olurken tüm bu spor sürecimse Shapes Kıbrıs Şehitleri Facebook sayfasında yer aldı. Sayfayı beğenerek, marka ile ilgili tüm duyuru ve bilgilerden haberdar olabilirsiniz. Facebook sayfası için buraya tık!
Ayrıca size ufak da ipucu vereyim. İleride Shapes Kıbrıs Şehitleri Facebook sayfasında yapmayı düşündüğümüz kampanyalar yer alacak. Belki de bu kez piloxing ve pilatesi deneyimleyecek kişi sen olacaksın.
Dip not: Aklıma gelmişken eğer benim gibi ayaklarınız düz tabansa mutlaka spor ayakkabıyla sporunuzu yapın, ben bunu en başta bilmediğimden ayakkabısız yapınca ayaklarımın tabanları epey bir rahatsız oldu.
made in Ayşa (Ayşe Nur) saat 15:31 4 kişi ahkam kesmiş
neymiş: egzersiz, İzmir, marka deneyimi, pilates, Shapes for women, Shapes Kıbrıs Şehitleri, Shapes Turkey, spor
2 Nisan 2013 Salı
Shapes ile Piloxing'i Keşfediyorum
Hikayeme geçmeden önce hikayemin oluşmasında ev sahipliği yapan Shapes Turkey'den biraz bahsetmek istiyorum. Shapes Amerika, Asya, Afrika ve Avrupa'da 14 farklı ülkede hizmet veriyor. 2008 yılında bu yana ise Shapes Turkey olarak Türkiye'de hizmet vermeye başlamışlar. Ve de konsept sadece biz kadınlara özel. Erkek ve kadınların aynı salonda spor yapmasından hoşlanmayan biri olarak sadece kadınların bulunduğu bir ortamda spor yapmak fikri bende rahatlık düşüncesi uyandırdı. Özellikle de bayanların üst katta spor yaptığı spor salonlarında, üst katta çıkmak için birinci katta spor yapan erkeklerin önünden geçmek zorunluluğu ve onca erkeğin bakışlarını üzerimdeymiş gibi hissetme durumu hiç eğlenceli bir durum oluşturmuyor. Hem karşı cinsin terler içinde kas yapma veya devasal göbeklerini eritme çabalarını birebir gözlemlemek karşı cinstten soğumaya da neden olabiliyor uzunca bir süre.
Ardından Shapes Turkey'in Alsancak Kıbrıs Şehitleri Şubesi'ne görüşme ve ön bilgi almak için gittim. Hayatımda spor salonuna adım atmamış biri olarak hem deneyim günlerinde bulunup spor yapabileceğimi kendime ispatlamak hem de spor salonu havası solumak istiyordum. Ve de blog için ayrıca deneyim kazanıp, paylaşımda bulunmaktı diğer bir amacım da. Kıbrısşehitleri şubesinde dört çeşit egzersiz alternatifi varmış. Piloxing, Pilates, Shapes 30 dakika'lık Egzersiz Sistemi ve Personal Training. Benim en çok ilgimi Piloxing çekti. Piloxing sadece Shapes Turkey salonlarında yapılan bir egzersiz. Los Angeles sporu olarak da bilinen spor, Victoria's Secret modelleri ve Hillary Duff başta olmak üzere birçok tanınan dünya starı tarafından yapılıyormuş. Bu nedenle ilk olarak Piloxing'i deneyimlemeliyim dedim. Dün ise deneme seansına katıldım. Ağırlıklı olarak kol ve bacak hareketlerinden oluşan Piloxing egzersizleri aslında tüm bölgeyi çalıştırıyor. Kalça, basen ve karında hareketleri yaparken acıyı ve yağların erimeye başladığını hissediyorsunuz. Piloxing kas çalıştırmasını, boksun güçlendirmesini, dansın eğlencesi ve duygusallığını ve yüksek enerjili kardiyo çalışmasını da bünyesinde barındıran tek bir program aynı zamanda. Tam bir saat boyunca süren egzersizler boyunca sayılı çıkaramadığım spor hareketleri yaptık içinde minder hareketleri de dahil olmak üzere. Piloxing hocası ise çok güleryüzlü ve destekleyiciydi sağolsun. Bir saat boyunca hem fiziken hem de moralman destekledi bizleri.
Vücudum oldukça ham olduğu için bir zaman sonra nefes nefese kaldım ancak toparlanıp kaldığım yerden tekrar devam ettim. Spor sonrası ise benimle birlikte spor yapmaya gelen diğer arkadaşlarla ve hocamızla birlikte anı ölümsüzleştirdim. Fotolar burada!
Çarşamba günü ise bu kez pilates deneme seansına katılacağım. Bacak ve kollarımın ince olduğunu ve asıl eritmem ve şekillendirmem gereken bölgemin kalça ve göbek bölgesi olduğunu düşünürsek pilates benim için daha bir uygun gibi geldi. Daha önce pilates topu alıp, evde pilates yapma hevesimden kısaca zaten bahsetmiştim. Heves diyorum çünkü başımdan biri olmadan pilates ve türevi tüm egzersizleri yapamıyorum. Yürüyüş de buna dahil. Yanıma bir yoldaş, bir gaza getiren arıyorum.
Şimdi iyi güzel, Piloxing'ini yapmışsın da ücretler ne alemde dediğini duyar gibiyim. Aslında fiyatlar oldukça uygun. Her ay bir eksik kıyafet alarak çok rahat verilebilecek ücretlerde.
Şimdilik Piloxing maceram bu kadar. Perşembe günü Pilates maceram ile karşınızda olacağım. Ayrıca bahsetmediğim Box ve Kardiyo egzersizlerinden de söz edeceğim.Takibimde kalın!
made in Ayşa (Ayşe Nur) saat 16:05 1 kişi ahkam kesmiş
neymiş: markadeneyimi, Shapes for women, Shapes Kıbrıs Şehitleri, Shapes Turkey, spor, üründeneyimi, zinde kalmak
18 Kasım 2012 Pazar
Zayıfsam Günahım Ne?
Bugüne kadar hiçbir zaman kilolu kategorisinde sayılabilecek ete ve buta sahip olmadım. Görüp görebileceğim en fazla elli kilo veya biraz üstüydü.
Küçükken hep çok zayıftım. Etrafımda öğretmenimden tutun konu komşuya kadar herkes tarafından 'kuru kız', 'kürdan' gibi yakıştırmalara maruz kaldım hep. Zayıf olan insanların zayıflıklarına dair bu tarz benzetmelere alınmayacakları düşünülür. Kilolu kişinin yüzüne şişman ya da tombul demek ayıptır ama zayıfın yüzüne 'kuru' 'kürdan' 'çöp' gibi yakıştırmalar rahatlıkla söylenebilir. Şişman insanın duyguları var da sanki zayıfların duyguları yokmuş gibi.
Bir de küçükken ailenize söylenen gereksiz sözler vardır. 'Aç mı bırakıyosun', 'Et yedirmiyo musun sen kıza?' annemde bu tip teyzeleri 'yemek seçiyor' diye geçiştirirdi. Gürbüz çocuk sağlıklı çocukla eş değerdi onlara göre. Bazen gene aynı tip komşu kadından şöyle komik bir cevap gelirdi 'şimdi seçsin de yarın öbür gün koca evinde mecbur her şeyi yiyecek'. Sanki koca hayatını paylaştığın adam değil de canavar. Zorla ağzına sokacak yemek istemediğin yemekleri. Ki birçok erkeğin brokoli başta olmak üzere yemek konusunda seçici davrandıkları da bir gerçek.
Üniversite hayatımın son senelerine kadar bu hep böyle sürdü. 'Yiyip kilo almamak' kafası ve bünyesiyle yaşadım hep. Ben Burger King'de hamburgerleri hapur hupur yutarken, kilolu arkadaşlar imrenerek belki de içten içten bünyelerine nalet okuyarak yediler o burgerleri. Onlara su içseler hemen yaradı, ben bir kuzuyu tek başına yesem dahi bana yaramadı. Gene aynı şekilde birçok kadın topluluğunda geçen diyet muhabbetleri ve anılarına hep Fransız kaldım. Etrafımdaki birçok kadının hayatının bir döneminde yaptıkları bir diyet, uyguladıkları bir rejim programı olmuştu. Bense saf saf bu sohbetleri dinlemekle yetindim, hiç bir zaman dahil olamadım.
Spora gelirsek bugüne kadar pek yapmadım. Önceden sporu sadece zayıflamak için yapılan bir aktivite zannederdim ancak sonradan sporun formda kalmanın ve kilonun vücuda orantısız dağılarak vücudun deforme olmasını engelleyen en güzel yollardan biri olduğunu farkettim.
Bir kaç sene evvel aldığım spor ve rejim dergisinin verdiği (ki dergiyi alırken senin 'neyine be o dergi, zaten çirozsun' bakışları atan kasiyerin bakışları hala aklımda) gaz sonucu kendi çapımda ev sınırları içinde egzersiz yapmayı denedim, her yerim aynı hafta içinde tutuldu bir süre yapmaya tövbe ettim. Dün ise markette gözüme takılan pilates topu ardından ise sabah televizyonda denk geldiğim pilates egzersizi yapan spor hocası adeta bana spor yapmam için gönderilen bir işaretti. Bugün gittim ve o pilates topunu aldım. Ve yarından itibaren spora başlıyorum. Ne gerek var canım sen zaten zayıfsın diyenlere inat yarın sporuma başlıyorum.
Hayırlara Ola!
31 Temmuz 2012 Salı
Sporda Yeteneksizim - 1 -
Bu yaşıma gelene kadar etrafımdaki birçok kişinin farklı yeteneklere sahip olduğunu gözlemledim. İster arkadaşım olsun, ister akrabam. Hepsinin az çok, uzun ve ya kısa dönem de olsa yaptıkları, ilgilendikleri ve de en önemlisi yatkın oldukları bir dal vardı.
Kimi spora meraklıydı. Ya vaktinde yüzmüş, jimlastik yapmış, bisiklet sürmüş, basketbol, voleybol oynamışlardı . Bazıları ise buz pateni gibi spor dallarına yatkındılar. Birçok arkadaşımın çocukluk dönemlerinden kalma ve odasının baş köşesinde duran gururla söz ettikleri bir madalya / madalyaları bulunuyordu.
Kimi sanata eğilimliydi. Tiyatrolarda yer almış, şiirler yazmış, fotoğraflar çekmiş ya da bale gibi sanat dallarıyla hayatının bir döneminde ilgilenmişlerdi.Ya da çizim ve resimle araları iyiydi.
Kimisi müziğe ilgiliydi. En azından bir enstrüman çalabiliyor ya da güncel müzikleri aklında tutabilecek kadar müziğe meraklı ve hafızaları kuvvetliydi. Ya da rap, hip hop gibi dansları biliyor ve şarkı sözü yazıyorlardı.
Sonuç olarak etrafımdaki birçok kişinin geçmişte muhakkak ballandıra ballandıra anlatabilecekleri hala devam eden ya da bir dönem sürdürdükleri yetenekleri olmuştu. Peki ya bana gelince...
Spor Benim Azabımsın
İlkokul çağlarından başlar spora olan yeteneksizliğim. Hayatımın çeşitli dönemlerinde sporun çeşitli alanlarına yöneldim. İlkokulda babamın girişimleri ve boyumun ilerde uzun olur avunmalarıyla basketbol oynamaya başladım. Başladım dediysem takımda falan değil, sadece mahalledeki kız arkadaşlarımla oynardım. Denemelerim sonucunda anladım ki basketbol sert bir spor benim narin bedenime ağır gelmişti. Ben maçta avel avel bakınırken rakiplerim elimden topu kapıp gidiyorlardı. Fazla üstelemeyerek henüz başında olduğum basketbol kariyerimi daha başlayamadan bıraktım.
Ortaokul döneminde ise bu kez voleybola sardım. Beden eğitiminde yapılan gruplar içerisinde en beceriksiz tayfa olarak seçilen grupta başı çekiyordum. O derece yetenekliydim yani siz düşünün! Aynı dönemlerde beden eğitimi derslerinde maruz kaldığım muamele jimlastikten de soğumama neden olmuştu. Zaten vücudumun takla atacak kadar elastik değildi. Zor bela atıyordum. Bir de takla atma minderi vardı ki tam bir kabus. 40 kişinin aynı anda senin takla atmanı beklemesi ve beceremediğinde ise muhtemelen içinde platonik aşkının da bulunduğu topluluk tarafından alaya alınmak en büyük işkencelerden biriydi. Bir de cadı bir beden öğretmeni yüzünden işler daha da zora giriyordu. (Artık nasıl bir etki bıraktıysa hocanın adı ve soyadı hala aklımda)
Lise geldiğimde ise bu kez koşu yapmak gibi bir dert çıkmıştı başıma. Neyse ki koşu da biraz daha iyiydim diğer spor dallarındaki performanlarıma nazaran. Sadece unutkan bir insan olduğumdan sık sık eşofmanlarımı evde unutuyor, hocayla papaz oluyordum. Millet dışarıda koştururken ben sınıfta sessizce duruyordum. Koşu dışında voleybolla olan akibetim lisede de devam etti.
Sonraki dönemlerde ise masa tenisi, bisiklet sürme, bowling ve buz pateni gibi denemelerim olsa da onlarda da pek parlak olmadığım aşikardı.
Kısacası, arkadaşlarımın okul takımlarında yer almalarını gıpta ile bakabilmekle yetinmekle geçti okul dönemlerim.
Ve karar vermiştim. Ben spora karşı kabiliyetsizdim. İyi yapabildiğim tek şey ortada sıçan oyununda sıçan olmaktı. O da spor performansından sayılmıyordu zaten.
Ve karar vermiştim. Ben spora karşı kabiliyetsizdim. İyi yapabildiğim tek şey ortada sıçan oyununda sıçan olmaktı. O da spor performansından sayılmıyordu zaten.
made in Ayşa (Ayşe Nur) saat 17:14 3 kişi ahkam kesmiş
neymiş: banadair, spor, yeteneksizim
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



