bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2014 Cumartesi

Herkese İyi Bayramlar


Bayram kapıya dayandı gene. Nerede o eski bayramlara girmeden bu bayramda gene aile büyüklerimle geçirebildiğim için şanslıyım aslında. Çünkü biz yetişkin haline büründükçe anneler, babalar, anneanneler, babaanneler ve dedeler giderek yaşlanıyor. Biz ise bugün ve hiç bir zaman onlarsız bir bayram düşünemiyoruz. Her ne kadar ömür boyu tüm bayramlarımıza eşlik edemeyeceklerini bilsek de bu düşünceleri kabullenmek istemiyoruz hiç bir zaman. Aslında bu gerçeği farkında olup her bayram bunun mutluluğuyla bile yetinebilmek önemli. Gene kaybettiğimiz yakınlarımızı hatırlamak ve ona özlemimizi dile getirmek gerek bayramlarda. Çünkü ben bedenen yanımızda olmasalar dahi bu ruhen böyle özel günlerde tüm söylediklerimizi hissedeceklerine inancındayım.

Özetle sevdiklerimizle birlikte olmanın tadını çıkaralım bu bayram. Fazla bir bahaneye gerek yok, sadece yanımızda oldukları için mutlu olalım. Herkese şimdiden mutlu bayramlar.


7 Ağustos 2013 Çarşamba

Şepşeker Bayramlara


Her ne kadar son aylarda pek şeker gibi günler geçirmesek de
Önümüzdeki ramazan bayramı şeker, bal olsun tüm herkese.
Tatlı yemek dilleri de tatlandırsın,
Yenen baklavalar az kilo yapsın dileklerimle...
Herkese mutlu kutlu bayramlar.


27 Ağustos 2011 Cumartesi

Nerede O Eski Bayramlar(ım)?

Yazıma kendimi bildim bileli bayramlarda söylenen klişeler klişesi başlıkta niye başladım acaba ben? Senelerdir süre gelen 'eski bayramlar kalmadı artık', 'nerede o eski bayramlar'..


Davulcu aynı davulcu, şeker aynı şeker, akrabalar ise vefat edenler dışında hala aynılar. Peki nedir bu 'eski bayramlar' diye dillendirilip durulan klişe.

Bayramlar aynı aslında sadece bizler büyüdük bana göre. Küçükken düşünüyorum da bayramlar gerçekten çok güzeldi. Hala aynı güzellikteler ancak ben artık çocuk değilim. Aynı heyecanla ve sabırsızlıkla beklemiyorum bayramları. Haftalar öncesinde annemle çarşı pazar gezip kendimi binbir heyecanla bayramlık almıyorum. Alsam bile sadece 'haydi bayram geldi yeni bir şeyler giyeyim' demek için hatta bazen az giyilmişlerimi giyiyorum bayramda. Sonra bir gün önceden bayramlıklarımı yatağımın başucuna koyup, aklıma geldikçe yeni ayakkabılarımı evin içinde giyip mutlu olmuyorum mesela.

Ramazan bayramına ise şeker bayramı demiyorum artık. Bayram günü erkenden kalkıp heyecanla yarım yamak yaptığım kahvaltımla yollara dökülmüyorum bayram şekeri ve harçlığı toplayabilmek için. Sırf mahalle arkadaşlarımla bayram heyecanını yaşamak için kapılarını çaldığımız tanıdık, tanımadık simaları ve onlara ait elleri öpüp başıma koyarak 'iyi bayramlar' dileklerinde bulunmuyorum. Harçlık yerine şeker yada çikolata ( genelde bol miktarda hobby çikolata olur bu) verilince aslında belli etmesem de kızıyordum içten içe. Ve gün sonunda mahalle arkadaşları ve diğer akraba çocuklarıyla ne kadar para topladığım yarışına girmiyorum, eğer param ondan azsa içten içe kıskanıyor gene de belli etmiyorum. Poşetimi dolduran paraların muhtemelen çoktan yeri belli. Çikolata ve şekerleri de anne, baba ve diğer aile büyüklerinin 'fazla yeme kızım dişlerin çürür' nasihatlarına rağmen umarsızca ağzıma atmıyorum.

Bunların hiç birini artık yapamazken 'eski bayramlara' özlem duymaktan çok 'eski bayramlarıma' özlem duymak daha mantıklı geliyor bana. Herşey çocukken daha bir güzel, daha bir anlamlı çünkü. Bayram çocuklara daha bir bayram..

Bayramda buralarda yokum ve şimdiden herkesin ramazan bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. El öpün, öptürün, bolca da harçlık verin.. ;)



15 Kasım 2010 Pazartesi

Bilindik Bayram Diyalogları

Yarın kurban bayramı malumunuz. Ben ise bedbaht bir kişilik olarak, bayram tatilinden hemen sonra vize sınavlarım var tatilin içine limon sıkan. Akşam anneanneme gideceğiz, uzun zamandan beri görmediğim akrabaları görücem. Bayramın gelmesiyle beraber her bayram ritüel haline gelmiş sorular her öğrenci gibi beni de beklemekte, işte size onlardan bir demet.

"Kaçıncı sınıf oldun yavrum şimdi sen, son senen mi?"
" Yok 3. sınıftayım ama 4. senem 1 sene hazırlık okudum ya bir senede."
" Hee, anladım (boş bakışlar), hangi bölüm okuyodun sen?"
" Reklamcılık ve Halkla İlişkiler"
"Hmm nolcan peki mezun olunca?" (2. boş ve manasız bakış)
"Reklamcı, gazete, televizyon reklamları için senaryo yazıcam."
"Hee iyi bakalım, beni de televizyon reklamlarında oynatırsın artık okulun bitince."
(Bunu mu çıkardın şimdi burdan, bu kez bende beliriveren boş bakış)

Bu diyaloga aşina olmayanınız var mı? Daha küçükken, "okula ne zaman başlıycan?" diye sorarlar. Az büyürsün okula başlarsın bu sefer "kaçıncı sınıftasın?"" sorusu yapışır yakana senelerce, lise girişi sınavları ve üniversite girişleri sınavlarına girmişsindir, "nereye kazandın?" sorusu bu kez tekrar tekrar karşınıza çıkar. Eğer verdiğiniz bölüm adı karşınızdaki amca/teyze/nine/dede'yi tatmin etmezse sizi duymazdan gelirler ve "Olsun o da güzel" gibi sizi takdir mi etti yoksa yerin dibine soktuğu mu anlayamazsınız. Hatta bazıları "bilmem kimin oğlu/kızı tıpı/hukuku/mühendisliği/ öğretmenliği kazanmış" diyerek sizi kaçıncı kuşaktan akraba olduğunu bile bilmediğiniz, dıdısının dıdısıyla kıyaslar. Çünkü bu dört bölümde okumuyorsanız, hiç okumayın daha iyidir onlara göre. Bu bölümler garanti meslek için okunur, sizin bölümünüz dandinidir, laf olsun diye okunur.

İşin kötü tarafı yarın öbür gün okul bitince "işe girdin mi?" ardından işte o malum soru "ee yok mu birisi, evlenmeyi düşünmüyon mu hala?" (evde kaldın iması) evlenirsin "çocuk istemiyor musunuz?" ,çocuğun olur "kaç aylık oldu şimdi bebek?".... Kısacası insanın ömrü biter, bu sorular bitmeyecektir, bitmez, bitemez...



9 Eylül 2010 Perşembe

Şeker Gibi Bayramlara

Şeker bayramının şeker gibi gecmesi dileklerimle, herkesin şeker bayramı kutlu olsun. 

1 Aralık 2009 Salı

Evim Evim Güzel Evim

Evime dün gece on bir itibariyle varmış bulunmaktayım. Bayram gerçekten güzel geçti ama gittiğimize değdi.

Beklemediğim kişilerden bayram mesajları aldım bu bayram. Zaten hep öyle olmaz mı doğum gününüzde ya da bayramlarda adını bildiğiniz ve birkaç kez muhabbet ettiğiniz bunun dışında başka samimiyetiniz olmayan insanlar sizi hatırlarlar ve mesaj atarlar. Duygulanır bir yandan da hoşunuza gider bu durum.

Bunun dışında bu bayram İzmir'in kıymetini bir kez daha anladım. Bilecik o kadar soğuktu ki! Ben ayağında converse bez ayakkabısı ve altımda siyah ince kumaş paltalonumla gittim ve dondum da dondum. Akılsızlığın cezasını ayaklarımsa, donarak fazlasıyla çektiler.

Ayrıca da yanımda fotoğraf makinemi da götürmüştüm ailecek hatta sülalecek fotolar çekindik. "Yaprak Dökümü" dizisinin finalinde çıkan aile saadeti fotoları gibi.

İşin tek kötü yanı artık dört gözle bekleyeceğim bir bayramın uzun süre olmaması. Yılbaşı bayramını bekleyeceğiz artık.

Bu bayramlık izlenimlerim bunlar. Bir sonraki blogta görüşmek ümidiyle, esen kalın efendim.



27 Kasım 2009 Cuma

Bayram Yolculuğu


Bu gece tam 2'de otobüse atlayıp anneannemlere Bilecik'e gidiyoruz. Mesafe 7,5 saat kadar.


El öpmek için oldukça uzun bir mesafe anlayacağınız. Salı gibi de dönmeyi düşünüyorum ama bakalım daha erken de olabilir. Gelince ne olmuş ne bitmiş paylaşırım sizlerle. Kendinize cici bakın. Herkesin bayramını kutluyorum.

19 Eylül 2009 Cumartesi

Şeker Bayramınız Kutlu Olsun


Bayram münasebetiyle Bandırmaya varmış bulunmaktayım. (yaklaşık 2 oldu) İnternet bağlantısında sorun olduğundan açamıyorum blogu her zaman. Malumunuz yarın Ramazan Bayramı, benim sevdiğim adıyla Şeker Bayramı.
 Bayramlık ciciler alındı. Şimdi tek kalan oturup bayramı beklemek... Şimdiden her ihtimaller karşı bayramınız kutluyorum. Bayramınız kutlu, yarınınız umutlu , her daim mutlu olmanız dileğiyle. Çok baklava ve şekerli, bol bahşişli bayramlar diliyorum :)