17 Şubat 2010 Çarşamba

Neler Oldu Neler Bitti

Biriktirmedeyim bir kaç gündür. Şimdi ise madde madde havadislerim var sizlere;

* Hayatımda ilk defa Bandırma'dayken hakkını vermek suretiyle Hande ve Kadir çiftine Bandırma'nın meşhur iskender kebabını parama kıyarak ısmarladım. Bu olay önemlidir bilhassa kıymetli paramı harcamam açısından. Buradan blogerlara da Bandırma'ya yollara düşerse Meşhur İskender Dönercisi'ne uğramaları şiddetle tavsiye ediyorum.

* 14 Şubat'ı teğet geçtim hiç olmamışcasına. Aıradandı benim için, bir o kadar da gereksiz. Yalnız olmam kaynaklı değil elbette. Gerçekten de gereksiz olduğundan. Etrafımdaki çiftlerde aynı düşünce.


Ayrıca zaten 14 Şubatta yoldaydım, otobüste dombili bir hanımla yan yana 4,5 saat geçen ormantik anlar süsledi bütün günümü.

* Dün sonunda istediğim Gülse Birsel'in "Velev ki ciddiyim!" adlı kitabını aldım. Daha önceki kitaplarını sevenler bunuda seveceklerdir eminim..

* Son olarak "Korsana Hayır!" konulu yarışmaya afiş gönderdim bugün. Bakalım neler olacak, sonucu sabırsızlıkla beklenmekte.


12 Şubat 2010 Cuma

Ben de İsterem


Hesionka'nın blogunu takip ediyorum bir süredir. Son blogunda ise hediye yağmuruna tutmuş dileyenleri. Ve yapacağı çekilişte kendi el emeği göz nuru hediyelerini dağıtacak bizlere.

Daha önceden bir blogumda yazdığım gibi Hesionka hem blog yazılarıyla hem de Butik Hesionka adında ve kendi elleriyle hazırlayıp emek harcadığı birbirinden farklı ürünleriyle dikkatimi çekti ve epey bir süredir takipçisiyim kendisinin.

Hayatımda hiç çekiliş bana çıkmadı en fazla tutan tek şey amortiydi. Gene de katılmak istedim ben de. Sonucunu sabırsızlıkla bekliyorum.

7 Şubat 2010 Pazar

Romantik Komedi

Uzun zamandan sonra bugün sinemaya gittim. "Avatar" cevabını beklemeyin benden. O da güzeldir, hakkını yememek lazım ama ben "Romantik Komedi" adlı filme gittim.

Filme ilk olarak ön yargıyla yaklaşmadım değil, klasik Türk'lerin yaptığı komedi filminden ne olur ki anlayışına sahiptim bende. Ama gidince hiç de fena olmadığını düşündüm.

Hollywood filminin içinde yerli komedi de yoğrulmuş ve ilk defa "Çılgın Dershane" tarzında esprileri bel altından başka hiçbir şey olmayan filmlerle karşılaştırıldığında hayli başarılı bile denebilir. İzlerken kızlar kendini Zeynep, Esra, Didem yerine rahatlıkla koyabilirler. Ben kendimde Esra'yı gördüm mesela.Reklam ajansında çalışmanın hayali, aşktan yana yüzü gülmemek, sessiz ve sakinliği vesaire. Yani sözün özü bu aralar sinemaya gitmek için iyi bir alternatif olan yerli yapım bir film. Tavsiye edilir.





4 Şubat 2010 Perşembe

Ve Dört Gözle Beklenen Sömestr Tatili Gelir

Evet sevgili blogseverler, nihayetinde bugün finallerimiz bitti ve tatilimiz başladı.

Yuppi, yehuu, heyooo bla bla...

Her ne kadar son sınav çok parlak geçmese de (gerçi hep öyle olmaz mı zaten.) Sonuç olarak artık bir dönem bitti. Fiziken olmasa da zihnim oldukça yorgun. Derslerin hepsinin sözel ve ezber olduğunu düşünürsek şaşırmamak lazım buna tabi.

*Pazartesi günü YAFA'nın toplantısı varmış. Halbuki Bandırma'ya gidecektim. Ama bir toplantıyı daha sallarsam onlarda beni gruptan sallayacaklar diye korkumdan dolayı gideceğim. Grupta metin yazarıyım ama ortalarda yokum bir enteresan durumlar. İşin kötü yanı ise Mart'ta reklam projesi yetiştiricez ama daha ortada hiçbir şey yok. Nasıl yetişicek hiç bir fikrim yok açıkçası.

*"Yemekteyiz"e sardım bu hafta. Sınavlar vardı ya her şeye sarabilitem vardı bu yüzden. Afrikalı adamcağız ise idolüm. Kendini bir türlü ifade edemeyen enterasan bir tip.

*Cuma günüde "Fair Factor Extreme 2" başlıyacakmış, izlemek lazım, kaçmaz!

*Son olarak metroda giderken yanımda bangır bangır müzik dinleyenler ne dinlediklerini anlamak için pür dikkat kesiliyorum. Size de oluyor mu öyle?