Meryem babasız büyümüş ve gayri meşhur olarak dünyaya gelen bir kadın. Okutulmamış, dünyadan haberi olmayan, babasız tarafından hiç bir zaman öz evlat gibi benimsenmemiş bir evlat. Leyla ise aile ortamında büyümüş. Öğretmen bir babanın tahsil görmüş kızı. Bu iki alakasız hayata sahip iki kadının hayatı bir zaman sonra kesişiveriyor. Romanda o dönemki Afganistan'ın var olma mücadelesi de bolca ele alınıyor. Son derece etkileyici ve sarsıcı bir roman. Senenin ikinci kitabı ise Yapı Kredi yayınlarından çıkan Bir Kadının Penceresinden adlı kitap oldu. Oktay Rıfat'ın bir kadının aile yaşantısı ve ruh halini işlediği romanı oldukça etkileyici buldum diyebilirim. Filiz adında bir ev hanımının eşi, çocukları ve ev işleri arasından tükenen yaşamı da demek yanlış olmaz. Taa ki hayatına heyecan katan Selim'le tanışana kadar. Roman oldukça akıcı ve türk aile yaşamını oldukça iyi yansıtıyor. Bir Kadının Penceresinden romanında yer alan Bedri ile Bin Muhteşem Güneş kitabındaki Raşit adını taşıyan koca karakterleri de oldukça birbirine benzer. Farklı karakterler olsa da benzer özelliklere sahipler.
2016'da edindiğim ilk albüm ise Pera'nın En Güzel Mevsimim oldu. Pera'yı henüz bilmeyenler için yerli bir rock grubu. Grup üyeleri Ankaralı olsalar da kendilerini daha çok İstanbul'a ait hissederek Pera adını almışlar. İlk albümlerini 2011'de çıkamışlar. Albüm geçmişi olarak çok da eski olmamalarına rağmen kısa zamanda şarkıları dillere pelesenk olmuş. Parçaları bir çok dizide soundtrack olarak kullanılarak kısa zamanda popüler hale gelmişler. Kuzey Güney, Medcezir, 20 dakika ise bu dizilerden sadece bir kaçı. Vokalde Gökhan Mandır, gitarda Kaya Sevinç ve Arda Algan yer alıyor. Davulda ise Hakan Ünalan var. Neyse lafı fazla uzatmayayım. Pera'nınn son albümü olan En Güzel Mevsimim albüm değerlendirmeme gelecek olursa albümde hit olacak oldukça fazla parça var. Benim ise en beğendiğim ve tekrar tekrar dinlediğim parçalar albüme adını veren En Güzel Mevsimim, Pervane, Ne Ala, Seni Kaybettiğimde ve Kahpe Geceler oldu. Sevgilim İyi ki Doğdun parçası da bu sene romantik çiftlerin vazgeçilmezi olacak eminim. Albümün geneline bakıldığında slow parçalar ağırlıkta. Biraz da melankolik buldum diyebilirim. Tam kitap okurken, ders çalışırken yolda ya da çalışırken dinlenebilecek bir albüm olmuş. Fazlasıyla beğendim. Emeği geçen herkesin emeğine sağlık. Eminim bu albümdeki bir çok parçayı da ileriki tarihlerde birçok dizi ve filmde soundtrack olarak göreceğiz.
2016'da ilk gittiğimiz konser ise Redd grubunun solistlerinin İKSV Salon'da gerçekleştirdikleri akustik konserleri oldu. In Betwin olarak sahne alan Doğan Duru ve Güneş Duru kardeşler kulaklarımızın pasını sildi. Güneş Duru sahne boyunca babacanlığıyla kalbimizde taht kurarken Doğan Duru'nun karizmasına bayıldık. Redd'in albümünden çok fazla albüm çalmasalar da Sezen Aksu ve Aylin Aslım gibi birçok sanatının unutulmaz parçalarını seslendirdiler.
Gelelim 2016'da ilk kez kullandığım üç e-ticaret sitesine. Biri aslında mobil uygulama olan Zebramo adı verilen ikinci el alışveriş sitesi. İkinci el dendiğine bakmayın aslında sıfır ürünüyle satılan üründe oldukça fazla. Özellikle de giyim, kozmetik, aksesuar ve elektronik eşya olarak oldukça fazla seçenek mevcut. Diğer yanda güvenlik anlamında çok sıkılar. Her yazılan ve satılan ürün denetleniyor. Tüketici haklarına oldukça saygılı bir site. Ben de siteden uzun zamandan beri istediğim ancak uçuk fiyatından ve tenime uyumundan tereddüt edip bir türlü alamadığım Benefit Some Kind a Gorgeous kompakt fondöteni oldu. Ürün elime henüz ulaşmadı. Ulaştığında Instagram hesabından değerlendirmesini yazacağım. İkinci olarak alışveriş ettiğim e-ticaret sitesi ise Matraş oldu. Bu aralar sevgililer günü sebebiyle indirimde olan markadan eşime şık bir hediye seçtim. Umarım beğenir. Son olaraksa biriken puanlarımızla ise bu ay başında Shopandmiles'dan kulaklık edindik. Kendime Bigsound beyaz kulaklığı seçerken eşimse Philips SHL3000WT kulaklığı seçti. İkiside canavar gibi de çıktı. Tavsiye ederiz. Gelelim İpek Hanım'ın Çiftliği'ne... Çiftlikten daha önceki yazılarımda bahsetmiştim zaten. Bu ayda Pınar Hanım'dan birçok meyve ve sebze siparişinden bulunduk ve pek memnun kaldık.
2016'nın ilk dizisi de Homeland'ın dördüncü sezonuna başlamak oldu. Şuan sezon olarak yarıyı geçtim sayılır. Bitsin istemiyor, yavaş yavaş izliyorum.
Özetle yeni aya epey hızlı girdik diyebiliriz. Şubat ise konserle ve İf İstanbul bağımsız film festivali ile daha hareketli geçeceğe benziyor. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.






Çarşamba günü sınavlarım bitti ve artık resmen sömestr başka bir deyişle 15 tatile geçmiş bulunmaktayım. Bu boşluktan faydalanmanın en güzel yollarından biri olarak önce kitap okumaya başladım. "Ateşle Oynayan Kız" adlı romana nihayet başlayabildim. Zaten serinin bir önceki kitabı olan
Final tatiline bugün itibariyle girmiş bulunmaktayım. Daha ders çalışma moduna giremedim, ders notlarını çıkartma ve derlemeyle uğraşıyorum henüz. Bütün bunların yanında uzun zamandır okumak istediğim ama ancak fırsatını bulup ancak aldığım kitap Elif Şafak'ın "Aşk" adlı romanına başladım. Kitabı almadan önce yavan bir aşk öyküsü beklediğimden kitabı okumaya başladığımda kitaba adını veren "aşk" kelimesinin bugün herkesin dilinden olan sıradanlaştırılmış "aşk" kelimesinden çok farklı ve derin anlamları da içinde barındırdığını anladım ve bu önyargımdan dolayı da kızdım kendime. Henüz yarısına gelmiş olmama karşın hikayeden oldukça etkilendim diyebilirim. Kitabı bitirince size 40 kuraldan en etkilendiklerimi ve kitabın tamamı hakkındaki düşüncemi yazacağım.
Dün kızlarla beraber "Sex and the city 2" filmini izledik hep beraber. İlk filmi beni çok etkilemese de ikinci filmin Arabistan da çekilen sahneleri benim açımdan oldukça farklı ve dikkat çekiciydi. Bir yandan Amerikalı kadınların rahat yaşam tarzı, diğer yanda Arap ülkelerindeki kesin kurallar, muhafazakarlık ve kültür farklılıkları esprili bir dille ele alınmış. Filmi izleyen bilirler, filmde Sarah Jessica Parker'a bile kara çarşaf giydirmeyi başarmışlar. Ayrıca Amerikalılar gözünde İslamiyette oldukça iyi yansıtılmış filmde. Bir iki dokundurma cümlenin dışında Arap kültürüne gayet saygılı yaklaşılmış. Film asla kendi dinleri dışında olan bir başka dini ve kültürü aşağılama gibi bir anlayışı içermiyor ayrıca Arap kültürüne ve mimari yapısına da duyulan hayranlıksa cabası. Sırf bu nedenlerden dolayı izlenmesi gereken filmler arasında belirtilebilir "Sex and the city 2". 
.jpg)
