roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2015 Cumartesi

Ali ile Ramazan


Aşk romanı okumayı çok sevenlerdenim. O sebeptendir ki Ayşe Kulin, Canan Tan gibi kadın yazarların aşk romanları vazgeçilmezlerim arasında yer alıyor. Kadın ruhunun duygusallığa daha meyilli olduğunda inanıldığından mıdır, yoksa biz kadınların hemcinslerimizle daha rahat empati kurabildiğimizden midir bilmiyorum ama kadın yazarları aşk romanları konusunda daha cesur ve başarılı buluyorum.

Perihan Mağden'in ise bu konuda methini daha önce çokça duysam da romanlarından birini okuyabilmek ancak geçtiğimiz ay kısmet oldu. 'Ali ile Ramazan' ile Perihan Mağden maceram böylelikle başlamış bulundu. Daha önce Ayşe Kulin'in kitaplarından olan 'Gizli Anların Yolcusu' ve 'Bora'nın Kitabını' okuyanlar hikayenin konusunu ve ele alış şeklini Mağden'in 'Ali ile Ramazan'ına benzer nitelikte bulabilirler. Hatta öyle ki iki kitabın sonu da benzer şekilde hazin bir sonla bitiyor. Perihan Mağden bu romanında eşcinsel ilişkilerin tu kaka görüldüğü ülkemizde iki erkeğin arasındaki aşkı oldukça etkileyici bir dille ele almış. Romanın konusundan biraz bahsetmek gerekirse; yetiştirme yurdunda daha çocuk yaşta yolları kesişen Ali ile Ramazan'ın acıklı bir o kadar da içten hikayesi anlatılıyor. Hayatları boyunca sahiplenilecek bir aile bulamamış ve sevgi açlığı içerisinde büyüyen bu iki çocuk son çare olarak birbirlerini bir liman sayarak, birbirlerine sığınıyorlar. Daha sonra bu şefkat adı konulamaz bir aşka dönüşerek Ali ile Ramazan şeklini alıyor. Film sadece Ali ile Razaman'ın aşkını değil, yanısıra ülkemizdeki çarpık düzeni de konu alıyor. Kimsesiz çocukların gördükleri muameleler ve olumsuz yaşam koşulları, reşit yaşa geldikten sonra sığınma evinden ayrılmak zorunda bırakılan kimsesiz çocukların sokaklardaki yaşam mücadelesi de bolca değiniliyor.

Roman boyunca Ramazan'ın sokak çocuğu jargonu da sokakta mendil ya da gül satan çocukladan aşina olduğumuz sohbetin tadını bize yaşatıyor.

Özetle romanı tek kelime ile çarpıcı olarak nitelendirebilirim. Perihan Mağden'i tek bir romanla değerlendirmek istemesem de bu romanındaki dilini ve tarzını oldukça akıcı buldum. Diğer romanlarını da yakın zamanda okumak istiyorum.

Homofobik kaygılarla hikayeye yaklaşmayanlar hikayeyi daha değerli bulacaklardır eminim. Ayrıca Studio 4 İstanbul adlı tiyatro grubu geçtiğimiz yıl romanı Garaj İstanbul tiyatro sahnesine de uyarlamış. Şimdiden okumak isteyenlere, iyi okumalar.

16 Nisan 2013 Salı

Yüksek Yüksek Topuklar


Bu sefer anlatıp çıkacağım mevzu okuduğum kitapla alakalı. Sadece okumak demeyeyim, resmen azar azar sindirdim kitabı. Kitabın adına gelirsek 'Yüksek Topuklar', Murathan Mungan'dan. Genelde birçok kitabı okumadan ya da filmi izlemeden kitabın veya filmin isminden kafamda bir senaryo oluştururum. Ve o senaryo hiç bir zaman umduğum gibi çıkmaz. Aşırı klişeler dışında daha filmin başından sonunu pek kestiremeyenlerdenim.

Bu kitapta da öyle oldu. Yazar erkek, ismi de kadına dair bir obje olan topuklu ayakkabı ve onun topuğu olunca, kesin ideolojik bir kitap bu dedim. Ataerkil toplumda kadın ve cinsel ayrımcılık, topuklu ayakkabıyla oluşturulan fetişizm, topuklular üzerindeki metropol kadınları, çalışma hayatında kadın falan filan. Meğer işin aslı çok farklıymış. Nermin adında 40 yaşın üzerinde bir bekar kadının hayatı konu alınıyor kitapta. Konular öyle anlatılmış ki bir erkeğin kaleminden bu kadar kadınca çıkması hayli ilginç. Bir erkeğin kadının özel günlerinden tutun, kadın hemcinsleri arasında yaşadığı duygusal gerilimleri bu kadar kadınca yansıtabilmesi beni hayrete düşürdü. Annelik, bekarlık, aşk, ihanet, iş hayatında yaşanan durumlar... Hepsi kadına dair ve tek bir kalemden çıkma. Birçok kişi karaktere Bridget Jones yakıştırmalarında bulunsa da konuca daha dobra ve çok daha samimi. Öyle ki kitabı okurken yer yer ağlamaklı, yer yer mutlu oldum. Kitap içine beni çoktan almıştı.

İşin diğer bir ilginç yanı böyle dişi bir kitabı erkek arkadaşımın tavsiyesiyle almam. Ki normalde okuduğumuz kitapların tarzları da pek uymaz.

Özetle hala okumayan varsa muhakkak okumalı bu kitabı, hemcinsini /  karşı cinsini tekrardan keşfetmek için iyi bir fırsat.