
Bu yazımda reklamcı olmaya özenen ya da reklamcılık bölümü çekici gelip de acaba tercih etsem de fikirleriyle dolup taşan blogger arkadaşlara tavsiyelerim olacak. Ne demişler, dost acı söyler.
Acısıyla tatlısıyla...
İletişim fakültesinde reklam gibi ortada kalan bir bölümde okumak ayrı bir tantana en çokta projeler. Ama ortaya bir çalışma çıkarmaktan çok grup içinde uzlaşmayı sağlamak daha zor. İşin içine not, tüm hocaların değerlendirmesi hele de gerçek hayattan müşteriler de girince daha bir zorlaşıyor her şey. Ak koyun, kara koyun çıkıyor ortaya. Her halde bir insanı bir evlilikte (yani aynı evin içinde) bir de projede aynı grupta yer alırken tanıyabiliyorsun. Sorumluluk sahibi mi, dürüst mü ve birçok huyu çıkıyor ortaya. Sinir hastası olmadan o grup çalışmasını sona erdirebiliyorsan ne mutlu sana. Aksi halde katil olmaman ya da delirmemen an meselesi.
Aynı zamanda bir değil birçok şeyi de bilmek zorundasın. Ben anlamam ya da ilgi alanım değil gibi bir lüksün olamaz. Tasarımcı değilsindir, basın ilanı başta olmak üzere bir sürü görsel isterler. Sinema televizyoncu değilsindir ama senden reklam filmi isterler. Kamera kullanmayı bilmek zorundasındır, senaryo yazmak ve de yönetmek. Kurgusunu bile sen yaparsın şayet nazının geçtiği anlayan birileri yoksa. Hadi reklam filmi çekmedin diyelim, storyboard çizmeni isterler bu kez. Benim gibi cetvelle bile düz çizgiyi zor çizen bir insan için tam bir işkencedir storyboard çizmek. İki saat uğraşır eciş bücüş bir şeyler karalarsın. Sonuç olarak çizdiklerinden de hiç kimse hiçbir şey anlamaz.
Reklamcılık bölümünün sadece olumsuz yönleri yok elbette. Projeler sayesinde her konu hakkında bilgi sahibi olursun. Gerçek hayatta bu bilgiler ne kadar işine yarar tartışılır tabi. Spor ayakkabılarının tabanındaki elastik tabanı, mısır gevreğindeki kalori miktarını, A4 kağıdının ebatını çoğu kişi bilmezken sen bilirsin. Kısacası kısa zamanda çok iş yapacak kadar kabiliyetli, her insanı olduğu gibi kabullenecek derecede çelikten bir sinire sahip olman gerekir. Daha neler mi gerekir? O da bir sonraki yazımda ;)