9 Şubat 2016 Salı

Kötü Kedi Şerafettin


Kötü kedi Şerafettin'i yani Şero'yu 80 ve 90'lar çocukları çok yakından tanırlar. Özellikle de karikatür kültürüne ucundan köşesinden dokunmuş olanlar. Bir dönemin L-Manyak dergisi almanın en güzel bahanesiydi Şero. Günümüze kadar ise Lombak ve Uykusuz dergilerinde yer almış, dört farklı kitabı basılmıştır. Diğer yanda Nil Karaibrahimgil'in "Seviyorum, Sevmiyorum" şarkısına söz olacak kadar da zamanla popüler olmuştur.

Kötü kedi Şerafettin karakterinin nasıl ortaya çıktığını araştırırken altından hazin bir öykü çıktı desem yeridir. Kötü kedi Şerafettin'in yaratıcısı Bülent Üstün, Şero karakterini bir zamanlar sahip olduğu 96 senesinde kaybettiği kedisi adına yaratmış. Kedisinin adı da Şero'ymuş. Karakter olarak günümüzdeki sevimli kedilerin aksine tam bir sokak kedisi Şero. Dilinde argo konuşması, sigarası, alkolü, çapkınlığı ile aslında çok sık rastladığımız insan karakterinin bir kedide can bulmuş hali. İstanbul'daki Cihangir kedilerine az çok aşina olanlar Şero'nun mizacına çok şaşırmazlar. O civardaki  kedileri bolca gözlemlemiş biri olarak kedilerde bir nemrutluk ve kendini beğenmişlik hali var diyebilirim. Sevdirmez, kimseye eyvallah etmezler, cüsseleri ise oldukça iridir. İnsan olsalar belki Şero kadar külhanbeyi olamasalar da vurduymaz ve gamsız olacakları kesindir.

Kötü kedi Şerafettin'in romanlarında bolca rastlanan karakterler vardır bir de. Bunlar biri Şero'nun sahibi karakterindeki Tonguç'tur. Tonguç modern görünümlü türk erkeği tipiyle karşımıza çıkar. Enteldir danteldir aynı zamanda. Sanatın bir çok dalıyla ilgilenir. Diğer yanda sinirlendi mi gözü hiç bir şeyi görmez. İçindeki Hanzo ortaya çıkar. Karikatür serisinin bir diğer karakteri olan Tacettin ise Şero'nun oğludur. Oldukça sevimli ve gözü açılmamış bir kediciktir. Şerafettin kendine has tarzıyla oğlunu kendi gibi yetiştirmeye çalışmaktadır. Fare Rıza, Martı Rıfkı ise hikayenin yan karakterleridir.

Kötü kedi Şerafettin hakkında ön bilgiden sonra nihayet geçtiğimiz pazar günü gittiğimiz Kötü Kedi Şerafettin filmine geçebilirim. Henüz filme gitmediyseniz fragramanını buradan izlemeden sakın ha gitmeyin derim. Aile filmi olmadığını (!) söylememe gerek yok sanırım. Çocuğunuzun afişi görüp animasyona gidelim diye zırlamasına dayanamayıp aman ha götürmeyin. Yoksa film boyunca bol küfürlü diyalogları, alkol ve içki sahnelerini açıklaması zor olabilir. Film değerlendirmeme gelirsek; beklediğimin çok üstündeydi. Animasyonda ülke olarak kendimizi aşmışız da haberimiz yokmuş. Film boyunca Anima İstanbul'u takdire doyamadık. Gerçekten çok iyi iş çıkarmışlar. İstanbul ve Cihangir sokakları birebir yansıtılmıştı. Hikaye ve karakterler karikatürdekine sadık olarak yaratılmıştı. Fazlası vardı eksiği yoktu. Filmin her karesi bana göre tam bir görsel bir şölendi. Kasım'dan beri beklediğimiz bir film olduğundan beklediğimize değdi dedirtti. Karakterlerin seslendirmeleri ise aynı titizlikle seçilmişti. Kimler yoktu ki. Şero'yu Uğur Yücel, Misket ve Tacettin'i Demet Evgar, Fare Rıza'yı Güven Kıraç, Adnan ve çizeri Okan Yalabık, Martı Rıfkı'yı Gökçe Özyol, ev sahibesi Hasene'yi Ayşen Gruda, Bakkal Şemistan'ı Cezmi Baskın, Tonguç'u Ahmet Mümtaz Taylan ve son olarak muhabbet tellası Cemil'i ise Yekta Kopran seslendirmişti. Bu kadar değerli sesi bir projede toplayabilen film ekibine ise hayran olmamak elde değildi. Hem göze, hem kulağa hitap etmişler özetle. Yönetmenleri olan Mehmet Kurtuluş, Ayşe Ünal'ı da ayrıca tebrik etmek lazım. Film şimdiden yurtdışına satılmış zaten. Kötü Kedi Şerafettin Türkiye sınırlarını aşıp, dünya çapında yetişkin animesi olacağa benzer. Kim bilir belki ileriki senelerde serinin devamı bile gelebilir.

Özetle eğlenceli vakit geçirten, bol bol güldüren, samimi ve gerçekten çok uğraşıldığı belli olan güzel bir film olmuş Kötü Kedi Şerafettin. Tekrar tekrar izlenesi film kategorime ise çoktan eklendi bile.







1 Şubat 2016 Pazartesi

2016 ve Benim İlklerim


Yeni yılın ilk ayını arkamızda bıraktık bile. Bu süreçte senenin ilkleri hakkında bir yazı yazmasam olmazdı tabii ki.

2016'ya hızlı girerek iki adet kitap okudum.Gerçi biri henüz daha bitmedi. Kitaplardan ilki Bin Muhteşem Güneş. Kitabı yazarı ise Uçurtma Avcısı kitabıyla tanınan Khaled Hosseini. Romanda Afganistan'da savaş döneminde yaşayan iki farklı kadının çocukluktan olgunluk dönemlerine kadar geçen hayatı konu ediliyor.

Meryem babasız büyümüş ve gayri meşhur olarak  dünyaya gelen bir kadın. Okutulmamış, dünyadan haberi olmayan, babasız tarafından hiç bir zaman öz evlat gibi benimsenmemiş bir evlat. Leyla ise aile ortamında büyümüş. Öğretmen bir babanın tahsil görmüş kızı. Bu iki alakasız hayata sahip iki kadının hayatı bir zaman sonra kesişiveriyor. Romanda o dönemki Afganistan'ın var olma mücadelesi de bolca ele alınıyor. Son derece etkileyici ve sarsıcı bir roman. Senenin ikinci kitabı ise Yapı Kredi yayınlarından çıkan Bir Kadının Penceresinden adlı kitap oldu. Oktay Rıfat'ın bir kadının aile yaşantısı ve ruh halini işlediği romanı oldukça etkileyici buldum diyebilirim. Filiz adında bir ev hanımının eşi, çocukları ve ev işleri arasından tükenen yaşamı da demek yanlış olmaz. Taa ki hayatına heyecan katan Selim'le tanışana kadar. Roman oldukça akıcı ve türk aile yaşamını oldukça iyi yansıtıyor. Bir Kadının Penceresinden  romanında yer alan Bedri ile Bin Muhteşem Güneş kitabındaki Raşit adını taşıyan koca karakterleri de oldukça birbirine benzer. Farklı karakterler olsa da benzer özelliklere sahipler.

2016'da edindiğim ilk albüm ise Pera'nın En Güzel Mevsimim oldu. Pera'yı henüz bilmeyenler için yerli bir rock grubu. Grup üyeleri Ankaralı olsalar da kendilerini daha çok İstanbul'a ait hissederek Pera adını almışlar. İlk albümlerini 2011'de çıkamışlar. Albüm geçmişi olarak çok da eski olmamalarına rağmen kısa zamanda şarkıları dillere pelesenk olmuş. Parçaları bir çok dizide soundtrack olarak kullanılarak kısa zamanda popüler hale gelmişler. Kuzey Güney, Medcezir, 20 dakika ise bu dizilerden sadece bir kaçı. Vokalde Gökhan Mandır, gitarda Kaya Sevinç ve Arda Algan yer alıyor. Davulda ise Hakan Ünalan var. Neyse lafı fazla uzatmayayım. Pera'nınn son albümü olan En Güzel Mevsimim albüm değerlendirmeme gelecek olursa albümde hit olacak oldukça fazla parça var. Benim ise en beğendiğim ve tekrar tekrar dinlediğim parçalar albüme adını veren En Güzel Mevsimim, Pervane, Ne Ala, Seni Kaybettiğimde ve Kahpe Geceler oldu. Sevgilim İyi ki Doğdun parçası da bu sene romantik çiftlerin vazgeçilmezi olacak eminim. Albümün geneline bakıldığında slow parçalar ağırlıkta. Biraz da melankolik buldum diyebilirim. Tam kitap okurken, ders çalışırken yolda ya da çalışırken dinlenebilecek bir albüm olmuş. Fazlasıyla beğendim. Emeği geçen herkesin emeğine sağlık. Eminim bu albümdeki bir çok parçayı da ileriki tarihlerde birçok dizi ve filmde soundtrack olarak göreceğiz.


2016'da ilk gittiğimiz konser ise Redd grubunun solistlerinin İKSV Salon'da gerçekleştirdikleri akustik konserleri oldu. In Betwin olarak sahne alan Doğan Duru ve Güneş Duru kardeşler kulaklarımızın pasını sildi. Güneş Duru sahne boyunca babacanlığıyla kalbimizde taht kurarken Doğan Duru'nun karizmasına bayıldık. Redd'in albümünden çok fazla albüm çalmasalar da Sezen Aksu ve Aylin Aslım gibi birçok sanatının unutulmaz parçalarını seslendirdiler.


Gelelim 2016'da ilk kez kullandığım üç e-ticaret sitesine. Biri aslında mobil uygulama olan Zebramo adı verilen ikinci el alışveriş sitesi. İkinci el dendiğine bakmayın aslında sıfır ürünüyle satılan üründe oldukça fazla. Özellikle de giyim, kozmetik, aksesuar ve elektronik eşya olarak oldukça fazla seçenek mevcut. Diğer yanda güvenlik anlamında çok sıkılar. Her yazılan ve satılan ürün denetleniyor. Tüketici haklarına oldukça saygılı bir site. Ben de siteden uzun zamandan beri istediğim ancak uçuk fiyatından ve tenime uyumundan tereddüt edip bir türlü alamadığım Benefit Some Kind a Gorgeous kompakt fondöteni oldu. Ürün elime henüz ulaşmadı. Ulaştığında Instagram hesabından değerlendirmesini yazacağım. İkinci olarak alışveriş ettiğim e-ticaret sitesi ise Matraş oldu. Bu aralar sevgililer günü sebebiyle indirimde olan markadan eşime şık bir hediye seçtim. Umarım beğenir. Son olaraksa biriken puanlarımızla ise bu ay başında Shopandmiles'dan kulaklık edindik. Kendime Bigsound beyaz kulaklığı seçerken eşimse Philips SHL3000WT kulaklığı seçti. İkiside canavar gibi de çıktı. Tavsiye ederiz. Gelelim İpek Hanım'ın Çiftliği'ne... Çiftlikten daha önceki yazılarımda bahsetmiştim zaten. Bu ayda Pınar Hanım'dan birçok meyve ve sebze siparişinden bulunduk ve pek memnun kaldık.

2016'nın ilk dizisi de Homeland'ın dördüncü sezonuna başlamak oldu. Şuan sezon olarak yarıyı geçtim sayılır. Bitsin istemiyor, yavaş yavaş izliyorum.

Özetle yeni aya epey hızlı girdik diyebiliriz. Şubat ise konserle ve İf İstanbul bağımsız film festivali ile daha hareketli geçeceğe benziyor. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.




31 Aralık 2015 Perşembe

Yeni Yıl, Yeni Umutlar


Kaç senedir bu blogta kaç yeni yıl yazısı yazdım hesabı yok. Ama oldukça fazla olduğunu biliyorum. Gelelim veda etmekte olduğumuz yıla. Neler yaşanmadı ki şu koca senede. Benim açımdan geçtiğim sene heyecan dolu başlangıçların yaşandığı bir yıl oldu. Hem de ne başlangıçlar. Evlendim, yeni şehre taşındım ve bence en önemlisi ailemden ilk kez ayrıldım. Tabii her zaman her şey dört dörtlük değildi. Unutulmaz heyecanlar, uyutmayan stresler, geleceğe yönelik kaygılar ve birçok duygularda yaşadım geçtiğimiz koca bir senede... Geriye tek eksiğim kaldı o da yeni şehirde mutlu olabileceğim bir işe girmek. O yüzden 2016'dan iş dışında fazla bir beklentim yok. Milli piyango bile almadım hayallerimi büyük tutmamak için o derece. Yatta, katta, malda gözüm yok. Tabii sağlık, mutluluk ve huzur ise olmazsa olmazlarımdan her sene olduğu gibi.

Gelelim yılbaşı kutlaması hazırlık ve beklentilerine. Çok mu anlam yüklüyoruz gelen bir seneye bilmiyorum ama gene de umut etmek güzel şey. Her ne kadar son günlerde yeni yıl Hristiyanların bayramıdır dense de bu söylentiyi mantıksız buluyorum. Zira dini bayram inanç meselesidir. Müslüman olmayan biri de sırf sağlıklı olduğuna inandığı için oruç tutabilir misal. Ama farklı inanca sahip olduğundan bu oruç onu müslüman yapmayacaktır. İki ağaç süsleyip, noel babalı, geyikli aksesuar edindik diye kimse dinden de çıkmaz, başka din özentisi de olmaz benim nazarımda. Hem ne mutlu ki küçük çam ağaçları süsleyerek, birbirimize hediyeler alıp kendimizce küçük heyecanlar ve mutluluklar yaratabiliyorsak. Bence hiç bir sakıncası yok. Hatta bence karamsar olduğumuz şu günlerde bir nebzede bir araya gelip, yiyip içerek, kar topu oynayıp, kardan adam yaparak bir gece dahi olsa gönlümüzden geçeni yapmak bir gereklilik gibi de.

İşin özeti inşallah önümüzdeki sene arzu ettiklerinize sahip olduğunuz ya da bir nebze de olsa onlara yaklaştığınız umut ve mutluluk dolu bir yıl olur. Geride bıraktığınız bu senede edindiğiniz tecrübeler yanınıza kar kalır. Yaşadığınız üzüntü ve hayal kırıklıkları ise mutluluk ve sevinçlerle değiş tokuş edersiniz. Ve de en önemlisi herkese sağlık ve huzur diliyorum. Arayanlara ise aşk ve kariyer dolu bir yıl. Seneye görüşmek dileği ile.





24 Aralık 2015 Perşembe

Star Wars- Güç Uyanıyor


Başlığı okuyunca gene mi Star Wars dediğinizi duyar gibiyim. Malum Star Wars serisinin yedinci filmi Güç Uyanıyor daha vizyona girmesine aylar kala Star Wars çılgınlığı dört bir yana dağılmış durumdaydı. Öyle ki Star Wars karakterleri hemen hemen bütün markalarca pazarlama stratejisinde başarılı bir şekilde uygulandı. Her yerde Darth Vader, Yoda Usta, R2 başta olmak üzere birçok Star Wars kahramanlarının baskılarının bulunduğu ürünleri içimizi bayıltacak derecede her yerde gördük. Bizki yerli çizgi film karakteri Pepe'yi bile iç çamaşırına bastıracak kadar fenomen yapmış bir milletiz. Amerika'nın yarattığı Star Wars çılgınlığına da elbette karşı koyamazdık. Hoş koymaya da niyetimiz yoktu zaten. Zincirin son halkası da çok başarılı bulduğum viral çalışması olarak dahi değerlendirebileceğim Bim markasının lisanslı Star Wars ürünleri satması oldu. Bu ürünlerin arasında kupa, not defteri, tşört, kırlent gibi ürünler vardı. Ben bile o kadar fenomen olmamama rağmen kendime Star Wars kupası almadan edemedim. Diğer ürünleri bilmem ama bardak oldukça kaliteli geldi. Bu son atağıyla da BİM, A101'den epeyce bir adım öne geçti.

Gelelim asıl konum olan filme. En başa gitmem gerekirse Star Wars serisinin hiç bir filmini düne kadar izlememiştim. Ama hep içimde bu kadar bilinen filmi ve karakterlerinden bir haber olmamın ezikliğini de yaşamıyor değildim. Filmin vizyona girmesine bir ay kala eşim tarafından hızlandırılmış Star Wars eğitimine tabii tutuldum. Velhasıl bir ay içinde diğer altı filmi olay örgüsü sırasına göre izledim. Zira kronolojik sıralamada izleseydim epey de bir kafam karışacaktı. Serinin kronolojik anlamdaki ilk filmlerini günümüz şartlarında çok çekici bulmayıp izlerken uyuya kaldığımı itiraf etmem lazım. Ama son yıllarda çekilenler oldukça başarılıydı. (Özellikle de Natalie Portman'ın yer aldığı üçlü.) Göz kırpmadan izledim diyebilirim. Ve nihayet artık son film için hazırdım. 3D teknolojisiyle vizyona giren serinin son filmi görsel anlamda tam bir görsel şölendi. Filmin önceki serilerindeki oyuncuların yaşlılık hallerini bu filmde görmek ise nostaljik bir hava yarattı. Günümüzde sinema anlamında Amerika'nın sahip olduğu teknolojiyi düşündüğümde filmin oldukça iyi olacağını zaten tahmin ediyordum. Umduğum gibi de oldu. Serinin bu filminde yer alan iki karakter Rey ve Finn'in performansları ise oldukça başarılı ve etkileyici idi. Aşksız yapamanayanlara da küçük bir ipucu diğer filmlerde olduğu gibi bunda da aşk hikayesi gizli.

Özetle Star Wars- Güç Uyanıyor benim için uzun zamandır izlediğim en iyi filmlerden biri olmaya fazlasıyla aday. Henüz gitmeyenlere ise şiddetle tavsiye edilir.