özlem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özlem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2014 Perşembe

Uzaktan İlişki Yürütmek


Uzaktan ilişki yürütmek adına yazmasam olmazdı. Zira bu duygunun en yakın şahidi benim. İlişki konusunda uzakta sevgilisi olanlarla büyük bir empati topluluğu kurabiliriz. Çünkü öyle çok ortak yaşanan duygu var ki. Hele de şu yıldönümleri, 14 Şubat'lar yok mu. İnsanın daha da içini dağlandığı zamanlar oluyor. Ben de bu yazımda uzaktan ilişki yürüten bizleri klavyeye almaya karar verdim.

Bir kere sevdiğiniz kişinin uzakta, başka bir şehirde hatta bazen ülkede olduğunu karşınızdakine söylediğinizde karşı tarafın ezici bakışları altında ezilmek duygusu var. Ve bu cevabı öğrenenin öğrendiği o klişe cümle 'uzaktan ilişki yürütmek de zordur'. Evet, doğru, zordur. Özleyerek aşk sürdürmek büyük sınavdır. Ama benim gözümde aşkı büyüten de odur. Sevdiğini bekleme duygusu. Zor bir yanının bulunması. Bilgisayar kameralarında onun bakışlarını yakalamaya çalışmak, her geçen gün Skype denen yazılımın varlığını şükretmek, en özeli ise geçirilecek bir kaç dakikayı bile günler hatta aylar öncesinde saatlerce düşlemek zordur.

Diğer yanda özlemek ne kadar sinir bozucuysa, kavuşmak bir o kadar mutluluk vericidir. Tarifi yoktur. Her buluşmada ilk buluşmanın tadına varır insan. En önemlisi aynı şehirde ya da yakında olupta buluşmaları rutin hale getirmek ve otomatiğe bağlanmış görüşmeler yaşamaksa, sık gerçekleştirilemeyen ama az ama öz zamanların geçirildiği buluşmalar daha anlamlı gelir insana. Susmak önceleri acaba konuşacak konumuz kalmadı mı korkusuna sebep olurken, ayrıyken bir araya gelindiğinde ise susmalar dahi anlam bulur. Gerekçe bellidir, özlenmiştir. Gözler buluşur.

Bir de aynı şehirde yaşarken yapılan ufak tartışmaların uzaktayken ne kadar anlamsız olduğunu daha çabuk kavrar insan. Bir araya gelindiğinde kapris yapmak bir yana bırakılır, çünkü o anlar kaprisle geçirilemeyecek kadar değerlidir.

Özetle zordur uzaktan ilişki yürütmek. Ama bir o kadar anlam katar aşka, sevgiye, sevgiliye... Her anın kıymetini bilebilene.


7 Ekim 2013 Pazartesi

Hayat Nereden Nereye

Uzun zamandır yazamamam blogu boşladığım anlamına gelebilir ama ben buna kısaca hayatımı yoluna koymaya çalışmaya çalıştığım bir dönem diye özetleyebilirim. Burada en son Ankara'da mülakata gittiğimden bahsetmiştim. Mülakat bu ya olmadı. Hoş her şeyin hayırlısını dilemişken,olmaması benim için en iyisiydi belkide kim bilir. Mülakat süreci de tamamlandığına göre hangi kurum olduğunu söylemem de artık sakınca yok. Yarı kamu, yarı da özel kurum olma özelliğini taşıyan TÜBİTAK'a mülakata gitmiştim. Kurumsal İletişim Uzman Yardımcılığı pozisyonu için. En azından mülakattan bahsederek ilerde aynı kuruma mülakata çağrılanlar için bir kılavuz niteliği taşıdım diyelim. Gene merak edilenleri cevaplarım.

Diğer yanda bu süreçte erkek arkadaşımın uzakta olma fikrine alıştırdım kendimi. Dip dibe olunca zor geliyormuş ayrı şehirlerde olmak. Hani yanında istediğinde atlayıp gelmesinin yokluğu. Geleceği güne daha çabuk varabilmek için daha fazla uyumak ve sokakta bazı insanları ona benzetmek gibi şizofreniye varan davranışlar. Ama olumlu yanları da yok değil. Fırsat denen bir kelime girdi hayatımıza.Yaratığımız her fırsatta bir araya geliyoruz. (Dip not: tüm milli ve dini bayramlar candır.) Bu da birlikte geçen zamanı daha da anlamlı kılıyor.

Ve gelelim diğer konuya. İş konusuna. Kısa bir süre özel sektörde şansımı denesem de şuan için ne yazık ki İzmir şartlarında pek de aradığımı bulamadım. İstanbul ise benim gibiler için sıfırdan başlamak için elverişli bir yer değil, cesaret edemedim. Bu da beni ister istemez önümüzdeki sene için KPSS hazırlık sürecine götürdü. Ama öyle böyle hazırlanmak da değil yani dersaneye falan gidiyorum. ÖSS günlerime geri döndüm diyebilirim. Dersane arkadaşı ve hocası kavramları hayatıma geri döndü. Bir sene boyunca da bu böyle gidecek. Hakkımda hayırlısı.

Özetle tüm bu süre zarfında bunlar oldu. Tam bir adapte olma sürecindeyim. Az bekleyin, tez zamanda adapte olup geliyorum.



28 Kasım 2012 Çarşamba

Asker Yolu Gözlemek


Bugüne kadar hiç bir yakınım askere gitmedi benim. Gidenlerse hiç oturup uzun uzun anılarını anlatmadılar. Ama ben bu aralar bugüne dek hiç duymadığım kadar askerlik anı ve muhabbetlerine maruz kalmaya başladım.

Haliyle hiç de asker yolu gözlemedim. Etrafımda ise askerdeki abisini, sevgilisini, nişanlısını veya bilmem kimini askerden gelsin diye bekliyorum diyen çok oldu. İnternet ortamında şafak sayanlara tutun da, 'gel teskere gel teskere bitsin bu gurbet' temalı şarkıları sosyal medyada paylaşanına kadar. Bir de meşhur asker mektupları var tabii.

Tüm bu askerlik anılarını ve özlemlerini uzaktan duymak yetmiyormuş meğer. Önümüzdeki ay ben de erkek arkadaşımı askere uğurluyorum. Tam 14 gün sonra. Bu aralar içime çöken buhranları tüm varlığımla kovalıyorum. 'Ne var yea sayılı zaman değil mi, çabuk geçer' sözü bu kez çıkamıyor ağzımdan. Yaklaşık 2 senedir aynı şehirde olunca mesafe anlamında ayrılık denen şeyi hiç yaşamamış olmanın da payı var tabii bu düşüncede. Ancak insan en çabuk alışan varlık. İlk zamanlar tökezlesem de ilerleyen zamanlarda bu duruma alışarak üstesinden geleceğimi biliyorum.

Giderkense arkasından suyu sürahiyle değil, damacayla dökmeyi planlıyorum. Tez vakitte dönsün diye.

Son olarak çok yakında 'gel tezkere gel tezkere, bitsin bu gurbet' ruh halim, çok yakında tam burada! Bekleyin...