hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ekim 2013 Pazartesi

Hayat Nereden Nereye

Uzun zamandır yazamamam blogu boşladığım anlamına gelebilir ama ben buna kısaca hayatımı yoluna koymaya çalışmaya çalıştığım bir dönem diye özetleyebilirim. Burada en son Ankara'da mülakata gittiğimden bahsetmiştim. Mülakat bu ya olmadı. Hoş her şeyin hayırlısını dilemişken,olmaması benim için en iyisiydi belkide kim bilir. Mülakat süreci de tamamlandığına göre hangi kurum olduğunu söylemem de artık sakınca yok. Yarı kamu, yarı da özel kurum olma özelliğini taşıyan TÜBİTAK'a mülakata gitmiştim. Kurumsal İletişim Uzman Yardımcılığı pozisyonu için. En azından mülakattan bahsederek ilerde aynı kuruma mülakata çağrılanlar için bir kılavuz niteliği taşıdım diyelim. Gene merak edilenleri cevaplarım.

Diğer yanda bu süreçte erkek arkadaşımın uzakta olma fikrine alıştırdım kendimi. Dip dibe olunca zor geliyormuş ayrı şehirlerde olmak. Hani yanında istediğinde atlayıp gelmesinin yokluğu. Geleceği güne daha çabuk varabilmek için daha fazla uyumak ve sokakta bazı insanları ona benzetmek gibi şizofreniye varan davranışlar. Ama olumlu yanları da yok değil. Fırsat denen bir kelime girdi hayatımıza.Yaratığımız her fırsatta bir araya geliyoruz. (Dip not: tüm milli ve dini bayramlar candır.) Bu da birlikte geçen zamanı daha da anlamlı kılıyor.

Ve gelelim diğer konuya. İş konusuna. Kısa bir süre özel sektörde şansımı denesem de şuan için ne yazık ki İzmir şartlarında pek de aradığımı bulamadım. İstanbul ise benim gibiler için sıfırdan başlamak için elverişli bir yer değil, cesaret edemedim. Bu da beni ister istemez önümüzdeki sene için KPSS hazırlık sürecine götürdü. Ama öyle böyle hazırlanmak da değil yani dersaneye falan gidiyorum. ÖSS günlerime geri döndüm diyebilirim. Dersane arkadaşı ve hocası kavramları hayatıma geri döndü. Bir sene boyunca da bu böyle gidecek. Hakkımda hayırlısı.

Özetle tüm bu süre zarfında bunlar oldu. Tam bir adapte olma sürecindeyim. Az bekleyin, tez zamanda adapte olup geliyorum.



28 Ocak 2013 Pazartesi

Hayatın Anlamını Aramak


Bu aralar kendimi tam bir Sofie gibi hissediyorum. Sofie'den tek farkım posta kutuma gelen esrarengiz mektuplarımın olmaması. Hangi Sofie diyenlere açıklayayım. Jostein Gaarder'in kaleme aldığı 'Sofie'nin Dünyası' denen kitaptan bahsediyorum. Hayatı sil baştan sorguluyorum.

Önce eğitimi sorguluyorum ve de neden eğitim aldığımızı. Hem kendime bakıyorum hem de sektörümde çalışan birçok insana. Ve de bulunduğumuz şartlara. Senelerce okumanın okul bittikten sonra ifade ettiği ifadesizliğe bakıyorum sonra da. İletişim sektöründen binbir hevesle mezun olmuş ve çok değil 2,3 ay sonra heves çoktan yerle bir olmuş bizlere. 'Sevdiğim iş yapmak istiyorum' un zaman içerisinde 'para kazandığım işi yapmak istiyorum' a döndüğüm süreci farketmeye başlıyorum. Çünkü sevilen işlerin genelde güvencesiz ve kalifiye olmayan her hangi bir kişiden daha fazla ücreti senelerce çalışsan da hakketmiyeceğin iş yerlerinde olduğunu görmeye başlıyorum.

Sonra da dostun düşmanın kim olduğunu sorguluyorum. Canım gibi sevdiğim bazı insanların birçok alanda yaşadığım hayal kırıklıkları için destek olduklarını zannederken arkandan bu durumuma sevindiklerini görüyorum. Hayatın asıl gerçeği '3 idiots' filminde geçen meşhur replik gibi aynı. 'Arkadaşlarımız mutlu olduğundan biz de mutlu oluruz. Arkadaşlarımız mutsuz olduğunda biz daha da mutlu oluruz.' Dünyaya tek gelmiş ve tek ayrılacak olmanın vermiş olduğu bencillik mi acaba bu bilemiyorum.

Son olarak da ne kadar cahil olduğumu farkında vardım bu süreçte. Henüz izleyemediğim filmler, okuyamadığım kitaplar var. Özetle öğrenmem de gereken bir yığın şey. Yazmam gereken de binlerce cümle... Gerçi ne kadar az bilirsen, o kadar huzurlu olursun diye bir gerçek de var ama neyse.



13 Aralık 2010 Pazartesi

Hayat İlginç Vesselam


Hayat ilginçken, insanların ilginç olmasını yadırgayamazsın. İşte son günlerde başıma gelen bazı ilginçlikler...

İlginç olaylar... Mesela bugün kıyafet dükkanında çıkarken dükkan sahibinin vitrinin önüne dayadığı cansız manken rüzgarın hışmıyla kucağıma düştü. Aklımda tek kalan şey, olayı algılamamla beraber gülme krizine tutulmam ve zar zor mankeni vitrinin önüne koymam. O esnada etrafta beni kucağımda cansız mankenle görüp deli veyahut sapık olduğumu düşünen birileri oldu mu bilmiyorum.

İlginç istekler... Ayrıca en yakın arkadaşlarımdan biri bugün kuaförden saçlarına pembe balyaj yaptırdı. Uzun zamandan beri hayallerini süsleyen bu çılgınlığından ötürü onu kutluyor, yürekten takdir ediyorum.

İlginç dilekler... Okula yılbaşı nedeniyle dilek ağacı koydular. AÇEV'e üye burslu ilköğretim öğrencileri dileklerini ağaca asarak biz üniversite öğrencilerinden dileklerini gerçekleştirmelerini istiyorlar. Bir nevi onların noel anne ve babaları olacağız bir senelik dahi olsa. İşin ilginci bu çocukların çok az bir kısmının gerçekten ihtiyacı olan şeyler istemesi. Mesela Monopoly (Çılgın Milyoner) oyunu istemiş birçok çocuk. Hayatımda bırak Monopoly'i doğru dürüst öyle kutu oyunlarına sahip olmayan ve en ucuzu 50 tl'den başlayan bu oyunları gereksiz pahalı da bulan ben, bir ilkokul öğrencisi için bu oyununu ne kadar büyük önemi olabileceğini çözemedim. Adidas eşofman isteğini adidas eşofmana sahip olmayan ve marka takıntısına hiç bir zaman sahip olmamış biri olarak kaile alamıyorum bile. Ben kendime bu dileklerden en masumane olan uzaktan kumandalı arabayı seçtim ve en yakın zamanda alıcam.

İlginç Liseliler, "Küçük Sırlar" dizisi çıktığından beri bir sürü mini hatta midi hale getirilmiş eteklerle ortalıkta dolaşan liseli kızlar doluştu. Geçen hafta gene midi boy eteği, bir ton makyajı ve tabi ki okul çantasından olmaya çok uzak çantası olan bir öğrenci görünümünden uzak bir liseli kızla karşılaştım. Ve arkasında tahmin edebileceğiniz gibi abazan tayfası. Kızında bu durum hoşuna gidiyor olmalı ki kırıta kırıta ve hiçte istifini bozmadan takmış peşine adamları gidiyordu. Muhtemelen o esnada gördüğü ilgiden, egosu tavan yapmıştı. Hayret ettim, bir yaşıma daha girdim.

Şimdilik tanık olduğum ilginçliklerden aklıma gelenler bu kadar. Yorum alan yazılarım seri haline getirilebilir bu da böyle biline. ;)



13 Ocak 2010 Çarşamba

Hayat Beni Neden Yoruyorsun


Canım blogcan, bu aralar hiç yazasım yok. Bitap düştüm iki gündür zaten. Dünden beri yapılanlar: rapor yazmaca, hayatımda ilk defa fasıla gitmece orada da 2 tek atmaca, kurtları dökmece, elbiseme nazar değmesiyle bir parçasının kopması ve o parçanın elbisenin neresinden koptuğuna hala anlam verememece, para almak için musallat olan kemancıyı baştan savmaca ve bu sabahta onca hır gürden sonra 8'de zar zor kalkıp derse gitmece, öğleden sonra sunum sunmaca, bir arkadaşla buluşup çay, kahve içmece...

Ve nihayetinde eve geldim rahatlamış bir vaziyette, amaçsızca. (yapılacakları göz ardı ediyorum tabii)

Finallerde çok yaklaştı.Başlayacak gene sıkıntı, daraltı, bunalımlar ve uzun zamandır gözlenen sömestr gelecek ardından. O güne kadar da rahat yok zaten bana anlaşıldı.