alışveriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alışveriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Eylül 2013 Salı

İlk Yurtdışı Alışverişim


Daha önceleri internet üzerinden birçok alışveriş yapmıştım. Her ne kadar beden olarak uymama korkusundan dolayı kıyafet, ayakkabı gibi ürünleri alma konusunda cesaret gösteremesem de çanta, cüzdan, kitap gibi daha çok aksesuar ve hobi alanlarında alışverişlerim olmuştu. Ama yurtdışındaki sitelere karşı hep bir önyargım vardı. Kargo, gümrük, en önemlisi de güven meselesinden dolayı.

Geçenlerde ise tüm bu önyargılarımı bir kenara atıp uluslararası bir e-ticaret sitesi olan AliExpress'ten çanta alma cesaretini gösterdim. Tabii bunda aynı siteden daha önce defalarca kez alışveriş yaparak, hiç bir sıkıntı olmadan aldıklarına kavuşan arkadaşımın da büyük bir payı vardı. Neden çanta diye sorarsan, çanta takıntımdan dolayı diyebilirim. Çantalara karşı büyük bir zaafım var. Bir de çanta altmışlar döneminden fırlayıp gelen retro modelinde olunca dayanamadım aldım. Elime ulaşma süresi yurtiçi alışverişlerine benzemedi tabii. Toplamda yirmi günde falan elime ulaştı. Ama ücretsiz kargo olduğundan hiç bir ödeme yapmadan (tabii alırken free shiping ürünlerden seçmen gerekiyor.) ürünü almış olunca beklediğim süre pek de gözümde büyümedi. Çanta her ne kadar Hong Kong'tan gelen Çin üretimi bir ürün alsa da kalite olarak beklentilerimi karşıladı.

Tavsiyem üzerine AliExpress'ten alışveriş yapmayı düşünenlere bazı ipuçları da vermeden olmaz tabii. Ürünü alırken ürün satıcısının güven endeks puanı ve alıcılar tarafından bırakılan yorumlara muhakkak bakın. Yüksek puanlı ve alıcıların memnuniyetini belirtiği ürünlerden almaya çalışın. İşte bu kadar basit.

İleriki planlarımda ise telefon kabı almak var. Türk lirası cinsinden beş-on türk lirası arası Türkiye'de denk gelinmeyen ve orjinal birçok telefon kabı mevcut. Boşuna telefonculara para bayılmaya gerek yok yani. Şimdilik yurtdışı online alışverişimden izlenimlerim bunlar. Başka bildiğiniz siteler varsa tavsiyeleri de almak isterim.





26 Eylül 2010 Pazar

Sen Alırsın Ben Bakarım, Para Harcarsam Ben Yanarım

Bugün Günce adlı arkadaşımla buluştuk. Onun amacı alışveriş benim amacım ise bir arkadaşıma hediye almaktı. Annem tarafından gitmeden önce yeteri miktarda alışveriş yapmamam ve her şeyim olduğu konusunda (herşeyin ölçüsü nedir ki!) şartlandırılarak buluşma yerine yollandım.

Hediyeyi daha önce düşünüp araştırdığım için karar vermekte pek de zorlanmadım. Size de tavsiye ederim. Elinizin altında internet gibi cevher varken, sosyal forumlarda insanların görüşlerinden faydalanarak en uygun hediyeyi alabilirsin. Arkadaşım enstrüman (ney) çaldığı için arşivinde bulunması gereken (belki de vardır bilmiyorum ama ) bir albüm satın aldım ve beğeneceğini umut ediyorum. Aklıma tişört geldi ilk önce ama sonra düşündüm ki sevmediği bir renk alırsam yada hoşlanmadığı tarzda birşey kendi giymek mecburiyetinde hissetmesin. Çocuğa hediye vericem diye zulüm yapmaya gerek yok. Hediyenin iyisi kötüsü de olur ne yazık ki. İyi olduğunu ise fiyatı değil, aldığın kişinin ilgi alanına ve beğenisine ne kadar uygun olduğu belirler benim gözümde.


Her neyse koca gün boyunca arkadaşım bir şeyler buldu. Sürekli denedi ve ben de bekledim. Üstüne üstlük gezerken yanımızdan arkadaşımın ayrıldığı en son sevgilisi yeni kız arkadaşıyla el ele geçince, arkadaşımın alışveriş duyguları daha da kamçılandı ve dükkanlarda heba olmak kaçınılmazdı artık. Tam kendimizi kaybetme esnasında bende bir yüzüğe aşık oldum ve kendime engel olamadım aldım (tamamen ileride pişmanlık yaşamamak adına). Sonuç olarak yorgun argın evime döndüm. Yarında okulum açılıyor, bana başarılar dileyin.




17 Ağustos 2010 Salı

Ama Arkadaşlar İyidir

Uzun zamandır dışarı çıkamamanın hasretiyle dün kendimi dışarı attım. Begüm'le önce staj yaptığımız ajansa iş arkadaşlarımızla ve patronumuzla yemek yedik. Sohbet edip son gelişmelerden birbirimizi haberdar ettik. Sonra da onlara Altınoluk'tan aldığım üzerinde Altınoluk yazılı minnacık ahşap yelkenli gemi buzdolabı magnetlerimi verdim. İyi ki akıl edipte almışım, yarım elma gönül alma demişler ne de olsa.


Daha sonra da sınıftan Çağla ve Melih'le buluştuk. Sıcağın altında güneş altında telef olduk ve kendimizi Mango Outlet'e zar zor attık. Sadece 5 tlye şirin mi şirin tişörtler aldık. Üçümüzde aynı tşörtü aldık, aynı anda sınıfta giymemek kaydıyla tabii. Kimi kızlar gibi "yok ben arkadaşımla aynı şeyi almam" ya da "benden gördü hemen o da aldı" gibi kıskançlıklarımız yok Allah'tan. Yapanları da komik buluruz. Ne yani 7/24 siyam ikizi gibi dolaşmıyoruz ki durmadan pişti olalım.

Bizimle dükkanda dolanmaktan sıkılan Melih dayanamadı dışarı kendini attı. Erkek milleti ne zaman kadınların alışveriş hastalığına anlam verebilmiş ki zaten. Deli gibi deştik yorgun düştük ve dükkandan çıktık. En yakın Burger King'e attık kendimizi aç olanlar bir şeyler yedi ya da bir şeyler içti. Daha sonra Kıbrıs Şehitleri'nde ara sokakta bir kafe'ye oturduk. İki adım attıkça insanın pili bitiyor yapacak bir şey yok. Biraz muhabbeten sonra Çağla yanınızdan ayrıldı ve Begüm'le Melih tavla oynadılar.

Son çare sıcağa daha fazla dayanamayan bünyelerimiz evlere dağılmayı uygun gördü. Bu buluşmanın sonunda farkettik ki birbirimize hasret kalmışız çok da iyi olmuş bu organizasyon. Devamı gelecektir, gelmelidir.

11 Ağustos 2010 Çarşamba

İlham Kaçmadan Tutmak Lazım

Bu aralar milyonda bir uğrayan yazma hevesimi dikkate aldığımda ilhamım geçmeden hemen klavyeye sarılarak bu yazıyı metne dökmeye karar vermiş bulunmaktayım.

Bugün Handeyle konuştum telefonda. Klasik konumuz bir araya gelince yapılacaklar, dedikodular, aşk mevzuları, kpss, aöf, aile mevzuları, gelecek kaygısı falan. Kpssyi kazanır ve atanırsa İstanbula yerleşmeyi planlıyor Hande. Bende sen kapağı at stajlarda ve mezun olunca hemen yanındayım diyorum. Pembe pembe hayaller işte, tam 13-14 senedir kurulan, hiç de usanmıyoruz kurmaya. Bir yandan aklımda fikirler fludan nete doğru kaymaya başladı artık. Diplomamı alınca yüksek lisans yapmayı ciddi ciddi düşünmeye başladım tabi bir yandan da çalışmak istiyorum. İstanbulda şöyle sağlam tanıdıklarım olsa hiç düşünmem atlar giderim ama öyle birisi yok henüz. (2 sene içinde çıkarsa bilemem tabi)

Diğer bir mevuzda geçen ay adsl faturasının yaklaşık olması gereken tutarın tam 5 katı gelince (yanlış duymadın) anladım ki wireless şifrem benim dışımda başka biri yada birileri tarafından bilinmekte ve de sömürülmekte, bu aklıma gelen en yüksek ihtimal. Vaktinde şifremi çok kolay almak benim hatamdı kabul. Bu işlerden anlamayan annem "film izleme" "dizi izleme" "film mi indiriyosun sen" diye beynimi yemesi de cabası. Hemen adsl yardımı arayarak şifreyi değiştirmeye karar verdim ve aradım. Uzun bir cebelleşmeden sonra halletik ama asap seviyem en üst seviyeye çıktı. Telefonun ucundaki adamın agresif yapısı hem beni yıprattı hem de kendisini. Hayatımda ilk defa şifre değiştiren birine azıcık hoşgörü beklerken hanfendi kelimesini "ulan hanfendi" ses tonunda çıkaran bir insanla karşılaştım. Neyse ki hallettim, bu ayın faturasını bekliyorum.

Ayakkabılara gelince kendileri Melissa Vivivenne Westwood olmakta. Yurt dışında satışa sunulan bir marka ancak Türkiyede de internet ortamında bulmak mümkün. Ben ilk görüşte aşık oldum ve bu ayakkabıyı bana alan ilk erkekle evlenebilirim o derece. Fiyat açısından hayli tuzlu hele ki yapım malzemesinin plastik olduğunu dikkate alırsak.

Ramazan geldi söylemeden edemiycem, oruç tutan herkese sabır diliyorum. Açlıkla sınandığımız yetmezmiş gibi, bunaltıcı sıcaklada sınanıyoruz bir yandan.

Şimdilik benden bu kadar sonra görüşmek üzere ilhamın tez zamanda tekrar uğraması dilekleriyle.


20 Aralık 2009 Pazar

Alışveriş Bir Nevi Terapidir

Alışverişle stres atıyorum iki gündür. Dün annemle beraber Kemeraltı'nı talan ettik. Kendime kazak, bot ve elbise aldım. Sözde sadece elbise alma niyetiyle çıkmıştık evden. Evdeki hesap çarşıya uyar mı hiç! Uymaz tabii.

Bugün de Cemremle İzmir Fuar'da açılan hediye fuarına gittik. Çok güzel uzun çoraplar aldık gerçekten hepsi çok tatlılar. Bir ben Uykusuz "Fırat"ın standından Fırat anahtarlığı aldım. Geçen gittiğimde poster ve mouse padini almıştım. Bir daha gidişte de Fırat' ın resminin üzerinde basılı olan kupalardan da alacağım kendime, kafama koydum. Kadınlaron geninde mi var acaba alışveriş yapınca rahatlamak, bilemiyorum. Tek bildiğim benim de alışveriş deyince tüm derdimi stressimi attığım.