4 Ocak 2010 Pazartesi

Kanal(i)zasyon

Bugün Begüm'le oturup Okan Bayülgen'in Kanal(i)zasyon filmini izledik. Film günümüz televizyon programlarını yerden yere vurmakla kalmamış ve reyting uğruna kanalların ne kadar dibe vurabileceklerini de iyi bir şekilde ele almış.

"Kim 500 milyar ister" i ; "Kim 500 tokat ister?"
"Yemekteyiz"i : "Tuvalleteyiz"
"Var Mısın Yok Musun" formatına "Evlen Benimle" yide katarak "Boş Musun Dolu Musun?"

Çeşitli yetenek programlarından esinlerek "Hayvanım Olur Musun?" gibi birçok program formatlarına çevirerek televizyon programlarını oldukça başarılı bir şekilde tiye almış. Eğlenceli bir film mutlaka izleyin!

Televizyon programlarına bir de Okan Beyülgen'in gözünden bakmayı deneyin bir de. 




3 Ocak 2010 Pazar

Yılın İlk Hadiseleri


2010'un ilk günlerine dair izlenimlerim işte bunlar;

*Yılın ilk alışveriş siftası: Perşembeden beri kafama taktığım elbiseyi aldım sonunda. 2010'un ilk kıyafet siftasına da böylece yapmış bulundum. Tabii 2010'un ilk esnaf ağzını da yapmış bulundum "En son kaç olur yani şimdi bu elbise?"

Bu arada merak edenlere aldığım dükkan Küçükpark "Cadı Kazanı" ayrıca yanında hediye çanta da verdiler. Ben memnun esnaf memnun ayrıldım dükkandan.  (bakınız elbise yanda, marka: Clandestino)

* Yılın ilk laf yemesi: Yolda seyar birşeyler satan şoptikten yılın ilk lafını yedim. Bluzumun üzerinde yazan "love" yazısına karşı yazıldığı gibi okuyarak "bende seni love" demesi, beni o an bitirdi..

* Yılın ilk face sapığı : Okuldan Onur adlı bir çocuk msj atmış okulda seni hep görüyorum tanışmak istiyorum seninle falan diye. Ama çocuğu da ömrü hayatımda görmemişim yani. Böylece yılın ilk sapığına sanal ortamda da olsa rastlamış bulundum.




Bu akşam Kanal D'de olan "P.S. I Love You" izledim, izlerken de ağlamaktan öldüm.

Daha önce sinema izlemiştim gerçi ama sinemanın verdiği kasıntılık, ulu orta salya sümük ağlayamama durumu da olunca haliyle insan sıkıyor insan kendin.. Ama ev öyle mi ya istediğin kadar al, al eline tuvalet kağıdını sümkür sümkürebildiğin kadar. Oh be! Ama flimde de ağlayamayanı döverler herhalde.Var mı böyle aşk, sevgi gerçek hayatta diye insan sormadan edemiyor kendine. Var mı dünyada öleceğini bile bile karşısındakini kendinden bile daha fazla düşünen birileri.

Sadece seni sen olduğu için seven, her türlü engele rağmen senden, sizden vazgeçmeyen birisi. Acaba yeryüzünde gerçekten var mı öyle birileri?

1 Ocak 2010 Cuma

Bir Şeyler Yapmak Lazım



2010'un ilk gününde yani koca bir yılı tamamen geride bırakmışken artık harekete geçmek gerektiğini düşünüyorum.

Ertelenen şeyler yavaş yavaş gerçekmeli,
Peki nedir bunlar;


1- Kendimi toparlayıp derslere artık yavaş yavaş adapte olmanın zamanı geldi de geçiyor Yapılacak ödevler, yazılacak raporlar, sunumlar ve temize geçirilmesi gerekn ders notları halledilmeli bir an önce.

2- İzlenmesi gereken güzel filmler, okunması gerekenler kitaplar artık yavaş yavaş listenmeli ve okunmaya başlanmalı.

3- Uzun zamandır özlenen dostlar aranmalı, hasret giderilmeli.

4- 15 tatil için para biriktirmeli, İstanbul bizi bekler.

5- Son olarak blogla ilgilenilmeli ve ihmal edilmemeli.