12 Kasım 2010 Cuma

Müge Anlı Sendromu ve 20'lik Diş Izdırabı

Müge Anlı izlemekten annemde oluşan paranoyalar bana da sıçramaya başladı. Dün ödev çıkarttırmaya giderken önüme çıkan ve poşetlerini taşımam için benden yardım isteyen yaşlı teyzeye, bin bir şüpheyle yaklaşmam ve o esnada beynimde İnegöllü Sinem, Münevver Karabulut siluetlerinin belirmesi de bunun en büyük göstergesi. Teyze bana poşet taşıtırken elindeki mendille bana eter koklatıyormuş ve ekibi de o esnada arabayla yanımızda durup beni kaçırıyormuş falan pişman. Birkaç saniyede başıma üşüşen bu korku senaryolarını def ederek teyzeye yardım etmeye karar verdim. Nitekim teyze onu aldığım yerin karşısındaki Pideciye beni bıraktırdı ve bana el salladı ardından. Karar verdim, Müge Anlıya ara vermeli artık bir süreliğine.

Bunun yanında ben kendimi hala dünkü bebe zannedip 20'lik dişi ağrıyan arkadaşlara "benim daha çıkmadı yea, zamanı var daha heralde" diye sevinirken, an itibariyle çenem koparcasına acımaya başladı. Etrafımdaki herkes 20'lik dişlerini çektirmek zorunda kaldıklarından, umarım bu süreci sorunsuz geçirebilirim, dinimiz amin =)





7 Kasım 2010 Pazar

Bir Film, Bir Roman

Dün kızlarla beraber "Sex and the city 2" filmini izledik hep beraber. İlk filmi beni çok etkilemese de ikinci filmin Arabistan da çekilen sahneleri benim açımdan oldukça farklı ve dikkat çekiciydi. Bir yandan Amerikalı kadınların rahat yaşam tarzı, diğer yanda Arap ülkelerindeki kesin kurallar, muhafazakarlık ve kültür farklılıkları esprili bir dille ele alınmış. Filmi izleyen bilirler, filmde Sarah Jessica Parker'a bile kara çarşaf giydirmeyi başarmışlar. Ayrıca Amerikalılar gözünde İslamiyette oldukça iyi yansıtılmış filmde. Bir iki dokundurma cümlenin dışında Arap kültürüne gayet saygılı yaklaşılmış. Film asla kendi dinleri dışında olan bir başka dini ve kültürü aşağılama gibi bir anlayışı içermiyor ayrıca Arap kültürüne ve mimari yapısına da duyulan hayranlıksa cabası. Sırf bu nedenlerden dolayı izlenmesi gereken filmler arasında belirtilebilir "Sex and the city 2".


Ayrıca bugün bitirdiğim Ahmet Ümit'in, İstanbul Hatırası romanı da okunabilecek kitap arasında tavsiye edebilirim. Polisiye roman olan kitapta, İstanbul ve tarihi hakkındaki bilgiler polisiye akışının içinde eritilerek sizlere veriliyor. Bu aralar güzel bir film ya da sürükleyici bir roman okumak isteyenlere bu iki alternatif benden tavsiye.



3 Kasım 2010 Çarşamba

Senden Ne Aşık,Ne De Bir Kase Cacık Olmaz

En yakın arkadaşlarımdan biri uzun yıldır süren ilişkisini bitirdi geçtiğimiz günlerde. Olay bizim cephemizde şok etkisi yaratmıştı çünkü ilişkileri boyunca bırak ayrıldıklarını doğru dürüst kavgalarına bile şahit olmamıştık. Demek ki bize yansıtmamışlardı yada artık ilişki ciddi boyuta geçmeye başladığından arkadaşım karşısındaki kişinin hayatının erkeği olmadığının anlamasıyla bu ilişkiye de bir son verme kararı verdi.

Ben ise bu durumdan kendime "kendini avutma" mı dersiniz yoksa "hakkı var kızın" mı ama "geç olsun güç olmasın" payını çıkardım ve bir kez daha ilişki felsefem halini almasına neden oldu. Çok kişiyi tanıyıp çok hatalar barındırmaksa hayatımda, ya da bir kişiye senelerce ömrümü adayıp, yürümediğinde ise harcanan vakit kaybına oturup üzülmektense için için, müzmin bekar ve ilişkisiz durumda takılmak en güzeli diye düşünmeye başladım.

Evlenip zaten bir ömür boyu aynı adamın kahrını çekeceksin ileride, hakkını yemeyeyim karşındaki kişide senin kahrını çekecek. Şimdide o moda girmeye gerek yok diye düşünüyorum. Ama büyük lafta etmeyeyim çünkü ne zaman etsem ya bir başkası oturup o büyük lafı bana yediriyor ya da ben kaderime razı olup oturup paşa paşa ben yiyorum o büyük lafı.

Ama bu olayın bir yanı da aşka inancımın azalmasına neden olduğunu da söylemesem olmaz. Her insan bir değil, her ilişki bir değil elbette ama sevgisine inandığın iki kişinin bu hale gelmesi, beni de hayal kırıklığına uğrattı. Arkadaşım için en hayırlısını dilemekten başka bir şey gelmez elimden şuanda, verdiği karardan mutlu olsun diye diliyorum tüm kalbimle. En önemlisi de pişmanlıklar semtine uğramasın.





2 Kasım 2010 Salı

Bloguma Fırından Yeni Çıkmış Ödül

Adaşım Ayshenur blogumu One Lovely Blog Award ödülüme layık görmüş, kendisine çok teşeküür ediyor ve ödülümü yeni sahiplerine dağıtıyorum.



Ödülün kuralı gereği:
Ödülü kabul edin,ödül verenle blogunuzda bağlantı kurun.
Ödülünüzü ,15 blogçu arkadaşınızla paylaşın,genel bırakmayın.
Seçtiğiniz 15 blogçu arkadaşınızla iletişim kurun,seçilmiş olduklarını bildirin.